Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Açık mavi gökyüzünün altında , her ayrıntı , önce akkorlaşıncaya kadar ısıtılmış , sonra soğuk suya daldırılmış bir ferforje motifi gibi belirgindi. Her bir öğe , her bir yüz , güneşin ısısı ile buz gibi rüzgarın soğuğu arasında taşlaşmış gibiydi.
Çilingir sofrasındaki çilingir, eskiden “ferforje işi yapan” ya da bugün “kilitçi” anlamına gelen çilingir değil. Farsça şilengâr, yani “şölen donatan”. Farsça şilen/şilân ve Türkçe şölen, ikisi de Moğolcadan alınma bir kültür kavramı. Kelimenin Moğolca aslı çorba demekmiş ama Cengiz Han sülalesi zamanında Moğolların bir siyasi güç gösterisi olarak kullandıkları muazzam boyutlu resmi ziyafetlere bu ad verilmiş. Tüketim manyaklığı kapitalizmin icat ettiği bir şey değil. O devirde de bir defada on bin sığır, yüz bin koyun kesip dosta düşmana hava yaparlarmış.
Propaganda Yayınları
Reklam
Annunziata adlı köyün güzelliğini, siyah ferforje balkonlu bembeyaz evlerini, her evin nasıl sardunya veya zambaklarla dolu saksılarla süslü olduğunu anlatıyordu. "Bizdeki gibi bir iki saksı değil, çiçek taşan bir sürü saksı."
Sayfa 54 - doğan kitap
Ourcq Nehri'ni Marne Nehri'nden ayıran o yüksek yay­ lanın güneyinde, Livry ve CheHes arasında bulunan Mont­ fermeil, günümüzde yıl boyunca alçı sıvalı olan viiiaları ve pazar günleri ışıldayan burjuvalarıyla tanınmış büyük bir kasabadır. 1823'de, ahşap evierden oluşan bir köy olan Montfermeil'de, bunca beyaz ev, bunca halinden memnun burjuva yoktu. Sağda solda heybetli görünür n l eriyle, ferforje korkuluklu balkonlarıyla, kapalı kanatlarının beyazı üstüne yeşilin her tonunu yansıtan küçük cam bölmeli pencerele­ riyle dikkati çeken birkaç sayf i ye evine rastlansa da, Mont­ fermeil sıradan bir yerdi. işlerini ço c uklarına devretmiş eski kumaş tüccarları, tatillerini burada geçiren avukatlar henüz Montfermeil'i keşfetmemişlerdi. Hiçbir anayolun geçmedi­ ği, bereket ve refah içindeki köylülerin hu z urlu bir yaşam sürdüğü, sakin ve şirin bir köydü. Sadece yayianın yükseltisi yüzünden su sıkıntısı çekiliyordu.
Büyükada'da vapurdan inip saat kulesine doğru yokuşu tırmandılar, faytonların beklediği alana gelip sıradaki faytona bindiler. Rüya mıydı? Mesut Bey elinden tutarak Dürdane'ye yardımcı oldu, Dürdane nazlıca kuruldu kırmızı kumaş döşeli arabaya. Üzerinde camgöbeği renginde bir ipek emprime rop. "Dil'e çekiniz arabacı!" "Baş üstüne
Ama Füruzan sen beni çocukluğuma götürdün:(
Sıcakta gevşeyen olgun hokka güllerinin hanımelleriyle geçişerek sarmaladığı kameriyenin oraya gider, arada bir bahçeyi yoklayan esintinin sarstığı güllerin, hanımellerinin beni yarı uykulu yapan kokularının dağılışını içime çekerdim. Kameriyenin ferforje iskemleleriyle mermer masasının üstünde geceden kalma çiylerin nemine uzanıp bastırırdım avuçlarımı.
Reklam
Parmaklıkların arasından , kışa meydan okuyan sık bitkilerle süslü , kaldırım taşalı döşeli avluyu inceledi. Binaların cephesi karanlıktı. Dümdüz uzanan , süssüz saçak silmeler. Ferforje balkonlar. Zamanda yolculuk yapmak gibiydi. Bu binalar XVII. veya XVIII. yüzyıla ait olmalıydı. Gerginliğine rağmen , mekanın çarpıcı güzelliğini keşfediyordu. Kaldırım taşları , bina cepheleri , yaprak süslemeler , boya yerine cıvayla belirginleştirilmiş bir tablo gibi parlak griydi.
Şehre girerken hala cep telefonuyla oynuyordu. Ertesi gün, aşık olmuştu. Çıkmaz bir sokakta yer alan, eski görünümlü, neredeyse tamamen boş olan pansiyondaki küçük odasına aşık olmuştu. Perdelerin ve yatak örtülerinin motiflerine, bakır musluklara, havluluklara aşık olmuştu. Bir kartal yuvasını andıran ferforje demirli balkonundan gördüğü gri renkli çatılara, kilisenin haçına, uydu antenlerine aşık olmuştu.
Sayfa 421Kitabı okudu
17 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.