Ve denklemin en büyük dereceli bilinmeyeni kendi cümlesini şöyle kurdu:
"Bahçelerin olmadı senin. Kulağına bir çiçek tutuşturmadı kimse ve seni değerli görmedi hiçbiri. Kalabalıklar içinde yalnız kaldın ve için kan ağlarken zorla güldürdüler seni. Kalbindeki yaraları açanlar, yaralarının varlığını bile bile bir yara bandı yapıştırmaya tenezzül etmediler ve utanmadan tekrar kanattılar her bir yaranı. O zaman bu mücadele neden? Neden hâlâ nefret ve kine bürünmüş bu dünyaya tutunmak istiyorsun Turna Dağhan? Yergâhva sana kucak açtı. Orası sana acıyı bir daha hiç yaşatmayacak çünkü Yergâhva'da bir daha hiç çocuk olmayacaksın."
Ve denklemin ikinci en büyük dereceli bilinmeyeni kendi cümlesini şöyle kurdu:
"İnsan en çok da en yakınındakilere ulaşamayınca canı yanarmış. Senin de canını yaktılar Turna Dağhan. Annen tam karşındaydı ama onu öyle çok özledin ki, kalbinde özlemin derin bir boşluğu oluştu. Annen o boşluğu görmek için bile bakmadı sana. Sevgisiz büyüdün sen ve seni en çok da annen örseledi. Yergâhva sana özlemi hiç tattırmayacak Turna. Sana hediyemiz budur. Öyle sevilecek ve öyle değer göreceksin ki özlem diye bir kelimenin varlığını bile bilmeyeceksin. çünkü Yergâhva'da bir annen olmayacak."
Denklemin en değersiz bilinmeyeni kendi cümlesini şöyle kurdu:
"Bir baban var ama sadece var. Onu hissedemiyorsun Turna Dağhan. Bu yüzden Yergâhva'ya gittiğinde onu hiç özlemeyeceksin. Ondan kopacaksın ve bu canını yakmayacak. Onu düşünmeyi bıraktığında bir daha ansızın aklına düşmeyecek çünkü kendi gözlerinle gördün değersizliğini. Baban seni sevmiyor Turna Dağhan. Bu şehirde kalman için ısrar edecek bir baban yok ama Yergâhva sana aile olacak. Yergâhva senin yuvan olacak."
"Şeker yedim baba, Çok güzel bir şeker yedim."
"Tek bir kuralın vardı ve onu çiğnedin."
"Şeker yedim."
"Sorumsuz bir kızsın."
"Sadece şeker yedim."
"Zayıf bir kızsın,"
"Sadece şeker yedim."