"Yergâhva'ya gelmekti amacı ama burası bir şehre benzemiyordu. Burası yoktu. Ayak bastığı bir zemin yoktu ama bir o kadar da vardı çünkü hissedebiliyordu. Önünde upuzun bir duvar varmış gibi hissediyordu ama alabildiğine açıktı önü. Uçsuz bucaksız bir yoldaydı. Sesler duymayı deniyordu ama hiçbir şey yoktu. Bir o kadar da vardı çünkü kendi sesini duyuyordu. Gözleri etrafta dolanıyordu ama hiçbir şey yoktu. Bir o kadar da vardı çünkü sağ tarafından esen rüzgârın soğuk hissini teninde hissedebiliyordu."
"Sıfır'dan başlayabilmek için bütün hislerini en dorukta yaşamalısın. Zirve'ye öyle bir yerleşmelisin ki, yere düştüğünde yıkımın bir o kadar hasarlı olsun. Öyle hasarlı ol ki, kapıma dayandığında Yergâhva'da yeni bir hayata başlamak için ayaklarıma kapanıp bana yalvar Nefret et benden Turna. Nefretine ihtiyacım var."
"Yergahva'yı ayağa kaldıracak olan güç, o iki iriste. Görebiliyorum Turna. Hissedebiliyorum. Hırsına öyle bir bağlan ki, her gece yatmadan önce beni öldüreceğinin hayalini kur.
"En büyük hasar, beyne inen darbeden gelir. Kalbini de beynin yönetir çünkü. Hafızalar ve duygular kalpte değil, beyinde muhafaza edilir ve öldürücü darbe hep beyne indirilir."