İşçi olarak gittiği Almanya'dan kendine Aldığı Mercedes marka aracı ile Memleketine izne gelen Bayram'ın yol boyunca geçmiş ve gelecek, şimdi arasındaki monologları ile bizde adete o Mercedesin koltuğunda oturur gibi seyahate hissetirdi. Kezban'la buluşmasını düşünürken gelen sesin sonradan anlayacağı arka farının kırılması sesi olması.Yeni arabası ile köylülere nasıl hava basacağını düşünürken şarampolden yuvarlanışı. Yolculukta ilk başta aracın önünde onun markasını belirleyen yıldızı çalındı bu o yıllarda modaydı sanırım ve bu moda epey sürdü. 15 16 yaşlarımda Almanyadan gelen bir akrabanın kolunda 7 8 tane kalınca gümüş bilezik sandığım bileziklerin gümüş bilezik değil mercedes yıldızı olduğunu gülerek anlatırken şaşırmış kalmıştım o keyifle onları nasıl arakladığını anlatıyordu benden üç yaş büyüktü, hepte dürüstlüğü ile övünen hatun evet dürüst yaptığı şeyi dürüstçe anlatmıştı.
İşte ben böyle bir anlatıcıyım okuduğum hikayeler hemen anılarımı canlandırıyor. Dönelim bizim Bayram'a Tüm Gurbetçilerimiz gibi Avrupaya işçi olarak gitmişlerdir çoğu köylü kökenli şehir hayatını dahi görmemişken öyle bir yere uyum sağlamarı tabi beklenemez, Yıllar sonra Türkiye ye izne geldiğinde memleketinin de bıraktığı gibi olmadığını görünce uyum sorunu yaşar, ne Avrupaya uyabiliyor ne de ülkesine arada bir yerdedir. İşte bu uyum sorunları yüzünden Uzun zamanlar boyu Gurbetçilerimizin bu davranışları sinemaya edebiyata epey yer aldı. Ve halk arasında da hep alaya alındılar. En iyi yaptığımız şey düşene de bir tekmeyi bizim atmamız. Onlar boy boy apartımanları dikip tüylü şapkaları ile bizi küçümserken biz hala gülüyorduk birde sanki Almancayı çok iyi konuşuyorlarmışta Türkçe'yi bilmiyorlar gibi konuşma aralarında siz Türkçe buna ne diyordunuz cümlesi yok mu