2023 de Booker ödülü finalistiymiş kitap.
Konu olarak genç bir kadın, karısı tarafından terkedilmiş ağabeyine bakmak üzere bir kasabaya gelir, bisürü kardeşin en küçüğüdür atalarıda bu topraklarda yaşamış, ama ilginç olan kadın onların konuştuğu dili bilmiyor olması ve 4 dil bilmesine rağmen bu dili bir türlü öğrenememiştir. Kasabalı ile işaret dili ile konuşur. Oldukça garip davranışları vardır, tuhaf bebekler yapıp milletin evinin önüne atar bu arada kasabada garip olaylar gelişir hayvanlar doğum yaparken ölür, diğer hayvanlar delirir. Sorumlu olarak halk onu görür. Ve ona göre davranış hareketleri sıralanır.
Ben açıkcası kitabı hiç beğenmedim. 70 sayfa okuyup kenara koymuşum geçen konusu olunca hatırladım ve tekrar baştan alıp okudum düşüncem keşke zaman ayırmasaymışım.
Kahramanımız 3 yıllık karısı tarafında terkedilir ve yeni sevgilisi ile yaşamaya başlar kahramanımızda eski karısı ve sevgilisi rahat yaşasın diye ona maddi destekte bulunur işleri iyi gitmeyince bir tefeciden borç almaya karar verir ama sonra tefeciyi öldürüp parayı almayı planlar, Buluşma günü çekicini alıp, gider. Tefeciyi çekici ile öldürüp paraları alıp çıkar. Bu noktada, "ne oluyor be! bir Raskolnikov vakası daha dedim, biri balta ile diğeri çekiç ile tefeci öldüror" Ve Dostoyevski bir kumarbazdır gerçekte ama Suç ve Cezada, kumar yok Tristan Bernard da kumarı sever hatta Tristan adı gerçek adı değildir, at yarışında ona kazandıran atın adıdır. Konuyu dağıtım galiba konuyu dağıtmakta benim genel huyum napıyım ne diyordum, kumar evet tefeciyi öldürdükten sonra aldığı paralarla kumar oynayıp parayı çoğaltacak eski karısı ve sevgilisine daha çok para yolayacak hayale gel vatandaş. Bu nasıl bir ruh. Ve hergün yaşadıklarını günlüğe yazar ruhundaki gelgitleri korkuları. İlginç bir kitaptı. İnsan oğlunun karmaşık ruh halerinden sadece bir tanesi.
Aşka dair büyük beklentilerim yok benim. Lakin, yaşamda en çok heyecan uyandıran şeyin arzu duyduğumuz ama henüz elde edemediğimiz, bize yabancı, o muhteşem canlıyla yakınlaşma anı olduğunu biliyorum.