"İçtimai buhranlar sonucunda Osmanlı iç bünyesinin esasını teşkil eden köylü ve köyler tahrib edilmiştir. Bulundukları yerlerin tahribinden dolayı ekim yapamayan, başka köylere ve şehirlere giden, bazen de halk hareketlerine karışan çiftçiler, artık müstahsil olmaktan çıkmışlardı. Hükümet bu tehlike karşısında, bir iç iskân meselesiyle karşı karşıya idi. Köyleri şenlendirmek için düşünülen tedbirlerden biri, isteyen kimseler uhdesine her köyün verilmeye başlanması idi. 17. asırda Osmanlı iskân siyaseti tamamen iç bünyesini tamir etmekten ibaret olmuştur. Bunun en önemli safhası 1691-1696 yılları arasıdır."
"Anadolu ve Suriye taraflarında, tezimizin konusunu teşkil eden ve Osmanlı İmparatorluğunun iskân siyaseti bakımından büyük bir değişikliğe işaret eden bir iskan faaliyetine geçildi. 1691 baharından itibaren konar-göçer oymaklar, harab yerlere yerleştirildiler. Böylece boş ve sahipsiz yerleri imar etmek ve yeniden ziraate açmak, dolayısıyla konar-göçer hayat tarzlarından ötürü yerleşik halk ile oymaklar arasındaki anlaşmazlıklara son vermek ve –bunların bu sırada Anadolu’yu kaplamış olan-saruca sekban eşkıyaları aralarına girmeleri de önlenmek istendi."