Pek çok mucidin ortak bir sorunu var: Sabırsızlar. İşi ağırdan alıp bir şeyi önce kafalarında açık ve net olarak çalıştırmaya isteksizler. Akıllarına eseni hemen denemek istiyorlar. Sonuçta da bir sürü para ve iyi malzeme heba olduktan sonra yanlış yaptıklarını görüyorlar. Hepimiz hata yaparız ama hatayı işe koyulmadan yapmak en iyisi.
En başından beri, sayısız nesildir, kadınların sosyal hayattaki itaatkârlığı, doğal olarak, erkeklerden hiç de geri kalmadığını bildiğimiz zihinsel yeteneklerinde kısmen körelmeye ya da en azından bu özelliklerin kalıtsal mirasında bir durulmaya yol açmıştır. Fakat kadınlar zihinsel hünerler ve başarılar açısından erkeklerle eş kapasitede olduklarını göstermişlerdir ve
nesiller birbirini takip ettikçe bu kapasite daha da artacaktır; ortalama bir kadın ortalama bir erkek kadar tahsil görecek, hatta, beyninin uykudaki yetenekleri asırlarca dinlenmede kaldığı için daha güçlü çalışacak ve bu sebeple kadının tahsili daha bile iyi olacaktır. Kadınlar geçmiş emsalleri yok sayacak ve kendi gelişimleriyle medeniyeti irkilteceklerdir.
Hareket halindeki bir kütle, yönünün değiştirilmesine direnecektir. Aynı şekilde dünya da yeni fikirlere karşı çıkar. Fikrin öneminin ve değerinin kavranması zaman alır. Cehalet, önyargı ve atalet fikrin erken gelişimine ket vurur. Samimiyetsiz bileşenler ve bencil sömürücüler itibarını zedeler. Düşmanları ona saldırır ve onu yargılar. Ama en nihayetinde bütün bariyerler yıkılır ve yeni fikir yangın gibi yayılır.
Şu anda istediğimiz, dünya üstündeki diğer şahıslar ve toplumlarla daha yakın bir temas, daha iyi bir iletişim kurmak ve dünyayı ilkel barbarlıklarla ihtilafın içine sokan, milli egoizm ve gurura olan fanatik bağlılığın bertaraf edilmesidir...
Barış ancak evrensel
bir aydınlanma ve milletlerin bir araya gelmesinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; biz hâlâ bu huzurlu gerçeklikten çok uzağız.