“O zaman öyle olduğunu hayal et. Hiçbir şeyden korkmasaydın şu an ne yapardın?”
Wilbur bir an onu inceledi. Sonra hiç düşünmeden, doğru cevabı söyleyiverdi.
“Telefon numaranı isterdim.”
“Bu hayatta sırf yapmamız gerekenleri yaptığımız için sorun yaşıyoruz bence. Hepimiz el âlem ne derciyiz. Ben bunun tersini yapmaya çalışıyorum. İçimden gelen hisse güvenerek yapmamam gereken şeyi yapıyorum.”
Günler oraya buraya dağıtılabilse, mesela pazartesi kırk, salı dokuz, çarşamba günü seksen bir yaşında olabilsek, her şey daha kolay olabilirdi. Böylece her şeyin geçici olduğunu idrak eder, yaşam boyu kaç versiyonumuza dönüştüğümüzü anlayabilirdik. Yaşamın güzelliği apaçık gözlerimizin önüne serilirdi. Günbatımlarının bize her günün en nihayetinde geceye döndüğünü göstermesi gibi.