Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye, zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın, nüks ederken raksına mahallenin maşallahı, eyvallahı, güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın. Şimdilik, ölümüne kadar hayattasın.
işte o zaman
farkına varırız
intiharların, ayyaşların, hapisane
kuşlarının, uyuşturucu müptelaları
ve benzerlerinin.
varoluşun
menekşeler kadar,
gökkuşağı
kasırga
ve
tamtakır
mutfak
dolabı
kadar
olağan
bir
parçası
olduklarının.
Kendini beğenmiş hatunlar geziniyordu
Van Gogh kendini
vurduğunda.
genç kızlar ipek çorap geçiriyorlardı
bacaklarına
Van Gogh kendini
tarlada
vurduğunda
öpülmemiş, ve
daha kötüsü.
yanından geçiyorum sokakta:
"nasıl gidiyor, Van?"
"bilmiyorum, moruk" diyor
yürümeye devam ederek.
renkler patlıyor:
aşk sarhoşu
bir yaratık daha.
ben gitmek istiyorum
dedi,
o zaman.
tablolarına bakıp
seviyorlar onu
şimdi.