Figenlibrary

Figenlibrary
@figenlibrary
Biz insanlar her zaman kaygıları ve emelleri olan her daim geçici birer süstük!
"İnsan en çok kendinden kaçarken yoruluyor."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Ömer Aksu – Gölgenin Tutkusu kitabı, duygusal derinliği ve şiirsel anlatımıyla dikkat çeken, içsel yolculuklara kapı aralayan bir eser. Kitap, bireyin iç dünyasındaki çatışmaları, tutkuları, yalnızlığı ve arayışlarını etkileyici bir dille ele alıyor. Ömer Aksu'nun dili sade ama bir o kadar da etkileyici; bazı satırlar adeta şiir gibi. Gölge metaforu üzerinden kişinin bastırdığı duygulara ve bilinçaltına gönderme yapılıyor. Kitap boyunca hem karanlıkla yüzleşme hem de ışığa ulaşma arzusu hissediliyor. Eser, ruhsal çözümlemeler ve psikolojik derinliği seven okurlar için özellikle ilgi çekici olabilir. Ancak hızlı olay akışı arayanlar için durağan gelebilir. İç dünyasını sorgulayan, kendini tanımak isteyen okuyucular için Gölgenin Tutkusu güçlü bir rehber niteliğinde. @siyahbeyazyayinevi den çıkan Ömer Aksu "İnsan en çok kendinden kaçarken yoruluyor." "Kadının tek yeteneği sevmekti, gerisi bir hiç. Adamın birçok yeteneği vardı, sevmek hariç." "Gidecek bir yeri kalmadığında gidecek bir yer olmalı insan insana." "Gökyüzünden haberi olmayan zavallılara gökkuşağından bahsettik" #tavsiyekitap #gölgenintutkusu instagram.com/p/DJQgCZks4Z0/?...
Gölgenin TutkusuÖmer Aksu · Siyah Beyaz Yayınları · 202543 okunma
Puan vermedi
Şiir, duyguların ve anlamların yoğun bir biçimde aktarılması için sözün müzikal bir yapıya büründüğü, bazen bir nehir gibi akıp giden, bazen de taş gibi sert ve yoğun olan bir ifade biçimidir. Şair, dilin sınırlarını zorlayarak, okuyucuyu düşündürür, duygulandırır ya da yeni bakış açıları kazandırır. İşte güzel bir öneri; Turhan Oğuzbaş'ın en bilinen eseri: "İspanyol Meyhanesinde Seni Aradım". Kapak da oldukça nostaljik ve duygusal bir hava taşıyor, tam da kitabın şiirleri gibi. Bu kitapta aşkı, yalnızlığı, İçsel hesaplaşmaları meyhane metaforuyla anlatıyor. Bazı şiirlerde sanki bir meyhanede oturup geçmişiyle dertleşiyor gibi. Sözcükler bazen buruk, bazen içli, ama hep sahici. Şairin dili yalın ama duygusal yoğunluğu yüksek. Okurken bir yandan iç çekiyorsun, bir yandan da kendi hayatından bir şeyler buluyorsun. Yitik Ülke Yayınları yayınlarından ruhunuza zuhur edecek güzel bir eser #ispanyolmeyhanesindeseniaradım Şiirlerin derinliklerinde, kelimelerin ruhuna dokunarak buluşalım. Her satırda bir iz, her dizede bir anlam arayalım; düşünceler ve duygular arasında ince bir köprü kuralım. Gel, kalbinin en gizli köşelerinde, şiirle yorumlar da buluşalım instagram.com/p/DIvyWNvshaS/?...
İspanyol Meyhanesinde Seni AradımTurhan Oğuzbaş · Ay Yayınevi · 1964232 okunma
Puan vermedi
Her ay bir klasik okuyorum;bu ay #stendhal den #parmamanastırı ile geldim. Parma Manastırı bana göre sadece bir aşk ya da macera romanı değil, insan ruhunun labirentlerinde kaybolmuş bir gencin arayış hikâyesi. Fabrice del Dongo, savaşın karmaşasında başlayıp aşkın, inancın ve toplumun sınavlarına girerken adeta kendi benliğini arıyor. Stendhal burada dış dünyanın sertliğini, iç dünyanın kırılganlığıyla karşılaştırıyor. Ve bunu yaparken romantizmin büyüsünü de elden bırakmıyor.Ayrica Fabrice del Dongo, Parma Manastırı’nın idealist ve hayalperest genç kahramanıdır. Napolyon’a büyük bir hayranlık duyar; onu özgürlüğün, kahramanlığın ve büyük ideallerin simgesi olarak görür. Bu hayranlıkla genç yaşta gizlice Waterloo Savaşı’na katılmaya çalışır. Ancak savaşın karmaşası içinde ne olup bittiğini bile tam anlayamaz ve hayalindeki kahramanlıkla gerçeklik farkını anlar. Benim için bu roman, “hayat bir sahne mi, yoksa bir hapishane mi?” sorusunu sorduruyor. Manastır, bu iki uç arasındaki simgesel bir köprü gibi. Ne tam kaçış, ne de tam teslimiyet… Yarı uyanık bir rüya hali gibi. Stendhal’in Parma Manastırındaki kalemi zarif, ironik ve derin psikolojik çözümlemelerle dolu. Sanki kelimeleri seçerken bir cerrah gibi hassas davranıyor; ne fazla abartılı ne de duygudan yoksun. Olayları anlatırken yüzeyde durmuyor, karakterlerin iç dünyalarına nüfuz ediyor. Özellikle Fabrice’in duygularını, ikilemlerini ve hayata karşı tutumunu işlerken hem akılcı hem duygusal bir denge kuruyor. Ayrıca dilinde zaman zaman hafif bir alaycılık, toplumsal yapıya ince bir eleştiri var. Bu da romana farklı bir derinlik ve zeka katıyor. Gereksiz süslemelere kaçmadan edebi bir incelikle yazıyor. Ve dikkat edersen, aşkı da tutkuyu da çok yoğun yaşatıyor ama klişelere düşmeden. O yüzden Stendhal’in kalemi
Parma ManastırıStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,202 okunma
Puan vermedi
İnsan, hayatın getirdiği her küçük “ısırığı” bir olgunlaşma fırsatına çevirebilir. Geçmişle yüzleşmek, acıyı anlamak ve bunu kabul ederek değişmek, kitabın merkezinde yer alıyor. Yazarın eğitimci olması nedeniyle karakterlerin iç dünyalarına yaptığı dokunuşlar ve sorgulamalar da dikkat çekici olabilir. Dili sade ama düşündürücü, duygusal yoğunluğu fazla. Ali Rıza öğretmen, olaylara ve insanlara sabırla yaklaşan, anlayışlı bir kişiliktir. Hayatın zorluklarını yaşarken, başkalarına rehberlik eden, yönlendiren bir figür olarak karşımıza çıkar.O, kendi iç yolculuğunda öğrendiği dersleri çevresindeki insanlara aktarır. Yani, onun öğretmenliği sadece akademik değil, aynı zamanda ruhsal bir öğretmenliktir.Herhangi bir konuda kesin bir bilgiye sahip olma gibi bir amacı yoktur; aksine her zaman sorgulayan ve öğrenmeye açık bir tutum sergiler. Öğretmenler yalnızca ders anlatmaz; bir insanın kaderine dokunur, yüreğine iz bırakır.Ancak sistem bunu her zaman kabul görmez okuldan okula sürülür.Oysa insan temelli ,sevgi dolu ,adaletli bir eğitim sunmak istemişti! Serap da böyle bir öğrenciydi. Hayatın karmaşası içinde yolunu kaybetmişken, karşısına Ali Rıza öğretmen çıktı. Onun sabrı, anlayışı ve içten rehberliği sayesinde Serap kendi gücünü fark etti. İçindeki potansiyelin farkına vardığında, en büyük değişim başladı. Ali Rıza öğretmenin gösterdiği sevgi ve güven, Serap’ın kendine inanmasına, hayaller kurmasına ve o hayallere ulaşmak için yılmadan çalışmasına ilham oldu. Yıllar sonra bir doktor olarak hayatlara dokunurken, aslında bir zamanlar kendi hayatına dokunan o öğretmeni yaşatıyordu içinde. Çünkü bazen bir insanın hayatını değiştirmek, bir kelimeyle, bir bakışla ya da sadece "Sen yapabilirsin." diyebilen bir öğretmenle mümkündür. Sayfalar bir çok karakterle genelde içsel
Minik Isırıklı İncirKemal Şükrü Sevindik · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202589 okunma