Figenlibrary

Figenlibrary
@figenlibrary
Biz insanlar her zaman kaygıları ve emelleri olan her daim geçici birer süstük!
125 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Çocukken izlediğim Alice's Adventures in Wonderland uyarlamalarında en çok Cheshire Cat dikkatimi çekerdi. Bir anda belirip kaybolan hali, o garip gülümsemesi bana hep ürkütücü gelirdi. Bir de Queen of Hearts vardı; öfkeli, bağıran ve herkese hükmetmeye çalışan tavrıyla onu da hiç sevmezdim. Alice dünyası bana her zaman renkli ama aynı zamanda tuhaf ve biraz karanlık gelmiştir. Alice Fikirler Diyarında kitabını görünce aklıma önce bu karakterler geldi. Fakat bu kez anlatılan şey bir masal değil, düşüncenin kendisi. Alice’in karşısına çıkan Sokrates soru sormayı ve sorgulamayı hatırlatıyor. Platon farklı bakış açıları sunarken, Aristoteles mantık ve düzen tarafını hissettiriyor. René Descartes düşünmenin gücünü öne çıkarırken, Friedrich Nietzsche alışılmış kalıpları sarsıyor. Yazar filozofları sadece anlatmakla kalmamış, onları hikâyenin içine ustaca yerleştirmiş. Bu yüzden kitap ders gibi değil, merak uyandıran bir yolculuk gibi ilerliyor. Çocukken bana garip gelen Alice dünyasını bu kez bambaşka bir gözle görmek hoşuma gitti. Yazarın asıl vurgusu şu: düşünmek zor bir şey değil, sadece alışkanlık meselesi. Sokrates gibi sorgulamak, René Descartes gibi şüphe etmek ya da Friedrich Nietzsche gibi kalıpları kırmak aslında herkesin yapabileceği şeyler. Ama çoğu zaman biz hazır düşüncelere tutunmayı seçiyoruz. Yazar da bunu masalsı bir dünyanın içine yerleştirerek anlatmış. Yani Alice’in yolculuğu aslında insanın kendi zihninin içinde yaptığı bir yolculuk gibi. doğru sorular sormak önemli Kitap yedi bölümden oluşuyor ve her bölümde başka bir düşünce kapısı açılıyor. Son söz kısmı ve Alice’in günlüğü ise okuduklarını toparlayan, insana tekrar düşündüren bir final gibi olmuş. Gerçekten güzel bir kitaptı. Farklı bakış açıları görmek isteyen herkesin alıp okumasını
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202625 okunma
Reklam
Kanepede uyuyan kedisi Dina'yı gözlemliyor.Ne kadar da huzurlu! diye düşünüyor Alice.Hicbir endişenin, savaşın,can sıkıntısının,sorunun olmadığı başka bir dünyada yaşıyor sanki kedi
Sayfa 3 - Domingo Yayınevi
Alıntı
Puan vermedi
Türk sinemasında duygu yüklü anlatımı ve hafızalara kazınan filmleriyle tanınan @caganirmak1 bu kez kalemini edebiyata çevirerek okur karşısına çıkıyor. (3.kitabı) Yönetmen kimliğiyle insan ruhunu, aile bağlarını, geçmişin izlerini ve toplumsal hafızayı güçlü şekilde anlatan Irmak, aynı derinliği romanlarında da hissettiren isimlerden. Sinemada #babamveoğlum , #ıssızadam , #ulak, #dedemininsanları gibi unutulmaz yapımlara imza atan yazarın anlatılarında; yalnızlık, aidiyet, yüzleşme ve insan ruhunun kırılgan yanları sıkça görüyoruz. #artuçkulenintepegözü , Dede Korkut anlatılarındaki Tepegöz motifini çağdaş roman formunda yeniden yorumlayan dikkat çekici bir eser. Altamış adlı uğursuz bir köyde başlayan hikâye; iktidar hırsı, taht kavgaları, gizli oyunlar ve insanın içindeki karanlıkla yüzleşmesini merkezine alıyor. Roman, yalnızca bir canavarın hikâyesini anlatmakla kalmıyor; kötülüğün nasıl doğduğunu, gücün insanı nasıl dönüştürdüğünü ve toplumun yarattığı karanlığı da sorguluyor. Destansı dili, güçlü atmosferi ve masalsı anlatımıyla okuru gerçek ile efsane arasında gezdiren bir yapıya sahip. Mitoloji ile modern anlatımı buluşturan, alt metni güçlü, düşündüren ve merak uyandıran bir eser. Özellikle alegorik anlatımları seven okurların ilgisini çekebilir. Karanlık bir masalı umut veren şiirsel bir finalle kapatmış. Sessizliğin içinden yükselen ince bir melodi gibi; kaybolmuşlukların arasına sızan, yeniden tutunmayı hatırlatan bir çağrı; Islık Âgacı Anlatımın bıraktığı iz ve okuru yormadan içine çekişine hayran kaldım. Detaylara girmeden söyleyeyim; kahramanları ve hikâyeyi fazla anlatmıyorum, okuyun ve siz keşfedin. Sade ama güçlü diliyle merak duygusunu sürekli canlı tutuyor,pişman olmayacağınız bir eser @everestyayinlari yine şahane bir eseri biz okurları ile
Artuçkule'nin Tepegöz'üÇağan Irmak · Everest Yayınları · 202629 okunma
Tilbe Kız'la bir olup aşkın iki insanı tek kılan halini tadamadan,birbirlerine el olmuş,kopmuşlardı.
Sayfa 32 - Everest yayınları
Alıntı
Babası Cengaver Bey,Künney daha iki yaşındayken ölmüş,kısacık hayatında değil bir cenkte kılıç sallamak,hızlı gelen bir tavuk görse kaçacak delik aramış bir adamcağızdı.Rahmetlinin yaşarken bile varlığı hissedilmezken,yokluğu hiç anlaşılmamış,Şölen Hatun köşede başı düşmüş uyuyor sandığı kocasının esasta ruh teslim ettiğini gece vakti su içmeye kalkınca anlamıştı.İçinden "Sinek kadar kocamdı,geldi başıma kondu.Azıcık dinlenip uçtu.Mukeddarat işte,"diye geçirip,sofradan bir boğaz eksildiği için kendinden bile gizlediği bir sevinçle uykusuna geri dönmüştü.
Sayfa 11 - Everest yayınları
Reklam