Evet, burası çocuklara bile zulmedilen bir dünyaydı. O, çocuklara cinsel taciz uygulayın, dayak atın, fiziksel ve duygusal şiddet uygulayın demiyordu ki. Aksine adaleti, şefkati, merhameti emrediyor, zulümden sonsuz nefret ettiğini vurguluyordu. Ayrıca bu dünyada adaletin mutlak manada tecelli ettiğini de söylemiyordu. Adaletin mutlak tecellisi dünyanın hayatının sonunda, tüm ruhların ölümünden sonra, orada, öte dünyada olacaktı.
Benliğin narsistik yanının göstergelerinden biri de insanların dualarının istedikleri biçimde kabul edilmesini beklemeleriydi. Çünkü istedikleri şeyi hak ettiklerine inanıyorlardı. İnsanın Yaratıcı’ya “Bunu hak ettim” ya da “Bunu hak etmedim “ demesi büyüklenmenin, kibrin en önemli işaretlerinden biriydi. Çünkü bu tavır, insanın istediği şeyin kendisi için mutlak iyi olduğuna hükmetmesine dayanıyordu.
Dünya hayatı: Gelip geçici. Fani. Kısa bir durak yeri. Gelinip sonra da gidilen, konup göçülen bir yer. Bir uğrak yeri. Meşakkat, zorluk, zahmet. Kesinlikle rahatla, şöyle başından sonuna dek keyifle yaşanılacak bir yer değil. Hiç kimsenin başının göğe ermediği bir yaşantı. İnsanın istek ve arzularının tümünü asla gerçekleştiremeyeceği bir hayat.