Çok istedim donsun anlayacak yerlerim. Düşünmeyeyim, anlamayayım onun gidişini. Algım donsun çok istedim.
Olmadı.
Çok kaçtım, çok saklandım. Dünyadan nefret ettim o gittiği için. Aklım almadı. Çok zordu gidişinin karşısında durmak. Karanlıkta, yalınayak gidişiyle karşılaşmak.
Tereddütsüz, öfkeyle, korkuya rağmen, hatta korkunun elini sıkıp o gerçeğin gözlerinin tam içine bakmak…
Hiçbir şey eskisi gibi olmadı ondan sonra.
Ben, ölümü öğrendim.
Bir şarkının esintisinde, baharın gelişinde, güneşin batışında , tanıdık bir dostun bakışında onu aramayı…
İnsanlar şehirler gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.