irem ezgi yıldız

irem ezgi yıldız
@fikibok
Çok istedim donsun anlayacak yerlerim. Düşünmeyeyim, anlamayayım onun gidişini. Algım donsun çok istedim. Olmadı. Çok kaçtım, çok saklandım. Dünyadan nefret ettim o gittiği için. Aklım almadı. Çok zordu gidişinin karşısında durmak. Karanlıkta, yalınayak gidişiyle karşılaşmak. Tereddütsüz, öfkeyle, korkuya rağmen, hatta korkunun elini sıkıp o gerçeğin gözlerinin tam içine bakmak… Hiçbir şey eskisi gibi olmadı ondan sonra. Ben, ölümü öğrendim. Bir şarkının esintisinde, baharın gelişinde, güneşin batışında , tanıdık bir dostun bakışında onu aramayı…
Sayfa 248·Kitabı okudu
Bedenini tabuttan çıkarıp toprağa koyduklarını gördüm. Çarşaf gibi görünen bir beyaz örtüye sarılmış, öylesine savunmasız, öylesine incecik, kırılgan ve cansız. Benim dedem salonda oturur, piposunu yakar, gürleye gürleye konuşurdu. Oradaki cansız beden.. Aynı kişi olabilirler miydi? Gerçekten mi?
Sayfa 247·Kitabı okudu
Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence. Ama belki de kolay yol yoktur. Yalnızca yollar vardır.
Sessizlik Dünya’nın başka yerlerinde ne kadar çok gürültü olduğunu fark etmesini sağladı. Buradayken sesin bir anlamı vardı.
Sayfa 127·Kitabı okudu
İnsanlar şehirler gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
Sayfa 47·Kitabı okudu