İyi bir fikir
8/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:37
Akıcı bir kitap okumak istiyorum; anlatımı da sade olsun okurken yormasın diyorsanız kesinlikle alın. Yazar kitabın ortalarında size bir yem atıyor. “Tamam şimdi olayı çözdüm.” gibi hissediyorsunuz. Ama final tahmin ettiğiniz gibi olmuyor. Bu, roman yazımında olması gereken bir şeydir ve bundan keyif aldım. Bilimsel olarak annenin nasıl zamanda geri gittiğini de bence hoş şekilde açıklamış. Sonuçta bu tam da bir bilimkurgu romanı sayılmaz o yüzden çok bilimsel ve mantıklı açıklamalar beklemedim. Yormayan ve akıp giden bir kitap okuyayım diyorsanız tercih edebilirsiniz.
Yanlış Yer Yanlış ZamanGillian McAllister · Olimpos Yayınları · 20231,278 okunma
Latrina'da s*çmak
Puan vermedi·64 syf.··
2026 2. kitabı
Çok mu sapıkça veya ahlaksızca olacak bilemiyorum. Ama ben bu platformu oldukça şeffaf kullanacağım. Bu kitabı okuyup bitirdikten sonra Roma'nın ahlaki noktada yerlerde olduğu düşüncesinden ziyade kafamda şu fikir baskın hale geldi; Dostlarımla Latrina'da ( özellikle eksedra tipli olanlar çünkü u şeklinde olması herkesin birbiriyle rahat iletişim sağlaması demek) s*çmak ve bununla birlikte güzel sohbetler edebilmek. Bunu önyargısız deneyimleyebilmek. Esas olan budur! Bu süre zarfında yapılan güzel sohbetlerin,gülüşmelerin halihazırdaki ortamın pis olmasını örteceği ve işin daha huzurlu hale geleceğinden en ufak şüphem yok. Hayatımın içinde bu duruma benzer ufak bir jestim var. Ben hep şöyle düşünürüm: "Bir yerde gerçekten rahat s*çabiliyorsan orası senin evin gibidir,mutlu hissedersin,orada uzun süre canın sıkılmadan, bulunduğun o bölgede vakit geçirmek canını acıtmaz,kendini güvende hissedersin." Hiç şüphesiz Latrinalar da beni böyle teselli ederdi. Bütün kalbimle buna inanıyorum.
Düşünce
Eskiçağ’da Tuvalet KültürüOnur Gülbay · Sakin Kitap · 202224 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
5/10
·176 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 00:00
Ayşe Kulin’in kalemini normalde severim. Daha önce okuduğum kitaplarında insan hikayelerini anlatışını, akıcı dilini ve karakterlerin duygusunu okura geçirme biçimini başarılı bulmuşumdur. Bu yüzden Aylardan Kasım Günlerden Perşembe’ye başlarken beklentim vardı. Bir de konu Atatürk olunca ister istemez insan daha büyük bir merakla, daha hassas bir yerden okumaya başlıyor. Kitabın Atatürk’ün ağzından anlatılıyor olması ilk başta ilgimi çekti. Fikir olarak cesur bir tercih. Çünkü Atatürk gibi bir ismi anlatmak zaten başlı başına zor; bir de onun iç sesiyle konuşmaya çalışmak çok daha zor. Bu yüzden kitaba başlarken daha güçlü, daha derin, daha etkileyici bir metin bekledim. Ne yazık ki kitap ilerledikçe bu beklentim tam olarak karşılanmadı. Benim için en büyük sorun anlatımın tonu oldu. Atatürk’ün ağzından yazılmış bir metin okurken ister istemez daha keskin, daha zeki, daha derinlikli cümleler bekliyorsunuz. Fakat bazı bölümlerde kullanılan dil bana fazla sade ve yüzeysel geldi. Hatta yer yer ortaokul-lise düzeyinde bir okuyucuya hitap ediyormuş gibi hissettirdi. Bu kötü bir şey olmak zorunda değil elbette ama Atatürk gibi bir karakterin iç dünyasını okumaya çalışırken benim aradığım etki bu değildi. Kitapta tarihsel bir emek olduğu hissediliyor. Ayşe Kulin’in araştırma yaptığı, dönemin atmosferini vermeye çalıştığı belli. Fakat benim için bilgi vermekle o dönemin ruhunu hissettirmek aynı şey değil. Atatürk’ün son dönemleri, hastalığı, yalnızlığı, düşünceleri ve ülkeye dair kaygıları çok daha sarsıcı anlatılabilirdi. Ben okurken o ağırlığı tam anlamıyla hissedemedim. Özel hayatına dair bölümler de bende kararsız bir his bıraktı. Elbette roman türünde kurgu payı olabilir, yazar bazı boşlukları kendi anlatısıyla doldurabilir. Fakat Atatürk söz konusu olduğunda insan
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,497 okunma
9/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:22
Yazardan okuduğum önceki romanlar, polisiye roman için harika denilecek kıvamdaydı. Böyle olunca tüm eserlerini aldım. Polisiye, fikir kitaplarından sonra nefes aldığım bir tür. Ama Kıyamet Elçileri beni resmen ters köşe yaptı ve çok şaşırttı. Kitap 1600’lerin Osmanlı’sında geçiyor. Kahramanlar, bir imam ve yardımcısı, müezzin… Anlatılanlar, terimler İslam’a uygun… Buraya kadar ağzım açık okudum. Konu akışı ve kurgu biraz basitçeydi ancak okunur diye düşünüyorum..
Kıyamet ElçileriAlein Kentigerna · Panama Yayıncılık · 2023166 okunma
7/10
·494 syf.··
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:22
Kitabın adından kaynaklı sanırım, hümanist bir perspektif beklerken, buram buram ırkçılık ile karşılaştım. Biyografik ögeler barındırması, anlatılanların birileri tarafından yaşanmış olmasının mümkün olması ne kadar acı olsa da ana fikir bence şu ; biz insandık, onlar hayvandı.
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20223,479 okunma
G.M.K.
7/10
·152 syf.··
2026 11. kitabı
Chesterton'dan daha önce Bay Pond'un Paradoksları'nı okumuştum. Ve bu yazar gerçekten zekice şeyler yazarak farklı bir his bırakıyor. Tek üzüldüğüm nedense okuduktan kısa bir süre sonra her şeyi unutmam. Yazım tarzının kimi yerlerde fazla edebiyat parçalamasi içermesi bence kitabın hazırlanmasını zorlaştırıyor. Onun haricinde kişisel bir adalet terazisi ve bu teraziye yalnızca isteyenlerin denek olması fikri hoşuma gitti. Bence orijinal bir fikir. Basil, Rupert ve bu hikayeyi anlatan kişiler genel ana karakterlerimiz ve hepsini okumak çok keyifliydi. En sevmediğim hikaye Profesör Chadd'in Hayret Verici Hareketleri idi. Çok zorlama geldi bu hikayenin fikri. Onun haricindekiler güzeldi. Ve okurken Basil resmen olağanüstü algılama ozellikleri gösterince kitaptan biraz sogumustum ama tüm bunların sonda mantıklı bir sonuca bağlanmasını sevdim. Genel bakımda okuması keyifliydi zaten Sherlock Holmes tarzı rahat ve kendi çapında zeki karakterleri okumak bana hep keyif vermiştir.
Garip Meslekler KulübüG. K. Chesterton · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202595 okunma