Masalını Yitiren Dev

Masalını Yitiren Dev
@fikretsimsek
"Saatlerdir kendi içimde yürüyorum, henüz kimseye rastlamadım." R.M.Rilke
Operaya düşkün olan arkadaşım üç saat boyunca gözünü sahneden ayırmadı. Bense sol ön çaprazımdaki kadının topuz edilmiş saçlarından, yüzünden, dudaklarından sağa sola kıpraşmalarından üç saat boyunca. Sahneye dönük yüzünü tam hiç görmedim. Arkadaşımla ben, ikimizde bir şekilde bilet almış, içerideki koltuğumuzda oturuyorduk.. Allah Belanı Versin Covid19. Bana bu düşü de kurdurdun.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Böğürtlenler yapraklarını çok güzel şekilde açmaya başladılar. Onları bir yerlere sardırmak iyi olur. Sakız sardunyalar kaya sarmaşıklarının üstüne pembe çiçek açmışlar. Mavi Ladin köşede, hemen onun üstünde Altuni Servi muhteşem parlıyor sabah ışığında. Ortalık güzel. Kombinasyonda Konik Ladin ve hemen yanı başında Ilex mini minnacık tomurcuklanmış. Mavi beyaz nergisler tohuma geçmiş uzun saplarıyla. Japon Akçaağacı yaprakları nedense bu sene bordolaşmadan kırmızı renkte kaldı. Köpeğimde çimlerin üstünde bir ora bir bura telaşta. Bu sene Ceviz ve Kayısı'da meyve tek tük. Kiraz ve Vişne iyi. Bir de Can eriği. Limoni Servi her sabah el sürdüğümde kokar. Erguvanlar mor ve pembe çiçeklerini hafif soldurdular. Sakura Kirazı da gür çiçeklerinin ardından yaprakta. Altuni Porsuklar boy boy dizilmiş. Yayılıcı sedir onun yanında sereserpe. Çin karanfili ha açtı açacak... Niye bunları yazdım? Bir tek ağacı tanımadan, bir tek bitkiyle duygusal bağ kurmadan ömür geçirip gidenler var. Bitkilere biraz dikkat çekmek istedim. Onlar gözümüzün içine bakıyorlar ))
Galeyana getirmeyin kendinizi. Ciddi olun!
Dip not: "1796'da yirmi beş yaşında tahta çıkmış olan Nawab Söraj-yd-daula, Kalküta'da İngilizlerin mahzenlerde sakladığı altınları ele geçirmek ve sömürgeciliğe son vermek için Fransızların da kışkırtmasıyla bölgedeki İngilizlere saldırdı. Kaçamayan 146 İngiliz askerini tutuklayarak 50 derece havada 6 m2'lik bir hücreye koydu. Bir gün sonra hücrenin kapısı açıldığında sadece 23 askerin hayatta kaldığı görüldü. Bu hücre 'Kalküta'nın Kara Deliği' olarak adlandırıldı." Edgar Allan Poe, Vakitsiz Defin, s.64 *Felaketlerin hem karakteri hem de boyutu var. Kitap okurken bireysel ıstıraplar var. Dehşetengiz acılar listesi yerleşiyor beyne.
Kitapların dip notlarından: "24 Ağustos 1572 günü Fransa'da Aziz Bartolomeos Yortusu gününde Kral 9.Charles, annesi Catherine de Medicis tarafından kışkırtılarak 'Protestan Hıristiyanların yok edilmesi' emrini verdi. Tarihe 'St.Bartholomew Katliamı' olarak geçen menfur günde sadece Paris'te 3.000 den fazla Protestan öldürüldü. Bu katliam, Fransa ve İspanya'nın Flanderes bölgesini denetim altına almak istemesi ve Katolik ile Protestan asilzadeleri arasındaki iktidar çekişmesi nedeniyle meydana gelen olaylardan biridir. Beyaz haçlı kıyafetleri giymiş Katolikler, evlerinde uyumakta olan Protestanlara saldırdılar. Önce Paris'te başlayan katliam daha sonra bütün ülke geneline yayıldı. İki gün süren katliam sonucunda resmi olmasa da 10.000 lerce Protestan'ın öldürüldüğü tahmin edilmektedir. 26 Ağustos 1572'den sonra sağ kalan Fransız asıllı Protestan soyluların tamamı dinlerini terk ederek Katolikliği kabul etmiş, halk tabakası ise İsviçre ve Almanya'ya sığınmıştı." Edgar Allan Poe, Vakitsiz Defin, s.65 *Bireyin başına gelebilecek en büyük felaket ise kuşkusuz vakit gelmeden defnedilmektedir. 'Vadeyi' burada yetirirler!