“Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum.
Suçluların telaşı içindesiniz…
Aydınlıktan korkuyorsunuz”…
İsmet İnönü bu sözleri meclis kürsüsünden, menderes'e söylemişti ve devam etmişti...
“Hukuk dışında hareket etmeye karar vermiş olan bir iktidar, iktidardan düşmemek için meşru olmayan her araca başvuracak yoldadır… Işıktan korkuyorsunuz..."
Bugünkü iktidar neyden korkuyorsa, bütün hileleri ile iktidara gelen menderes'te aynı şeyden korkuyordu.
Bir şekilde ellerine şans geçtiğinde, yıkım peşinde koşan bu kitle tipleri, insanları ayrımcılığa, kutuplaşmaya, bilgisizliğe, kavgaya sürükler. İşte bu sürükledikleri şeylerden nemalanırlar.
Demokrasi dediğimiz şey oyuncak değildir. Herkesin işine geldiği gibi kullandığı sistemde değildir. Demokrasi onu anlayabilen, gerçekten seçim gücü ile onu yönetebileni seçebilen için muazzam bir güçtür. Ama sen seçeyim derken, itaat eden konumuna düşersen, işte o zaman ilmeği kendi boynuna kendin geçiriyorsun demektir.
İsmet İnönü, Atatürk'ün vefatından sonra yaptığı ve yapmadığı şeyler yüzünden eleştirilir. İşte o nedenden dolayıdır ki, halk başka bir seçenek doğduğunu düşündüğünde şansını denedi. Yalnız, düşündükleri gibi bir seçim olmadı. Türkiye'nin çöküşünün temelleri o dönemlerde atıldı. 40'larda yeri hazırlandı, 50'lerde inşaata başlandı... Devam etti... Son halkası günümüzde mevcut.
Bir şeylerin değişme vakti geldi. 20 yıldır insanları bölmekten; ülkenin anasını asfaltla, doğasını betonla, zihnini yalanla, düşüncesini düşmanlıkla , kardeşliğini nifakla dolduranların hesap vermesi gerekiyor.
Zenginleştikçe arsızlaşan,
Arsızlaştıkça daha da sömüren,
Sömürdükçe doymayan,
Doymadıkça daha çok istila eden bu zihniyete dur demenin vakti geldi.
Siyaset her zaman mayın tarlasıdır. Kime güvensen güvenin boşa çıkabilir ama seni