“Fanteziler gerçek dışı olmak zorundadır; çünkü onları gerçekleştirdiğiniz an, artık onları arzulayamazsınız.”
Ölümle Yaşam Arasında filmini izlerken zihnimde yankılanan tam olarak buydu. Çoğu zaman fanteziyi bir "kaçış" sanıyoruz ama Lacan’ın penceresinden baktığımızda durum çok daha sarsıcı: Fantezi, gerçeği örtmek için değil, o katlanılamaz olan "Gerçek" (The Real) ile aramıza mesafe koymak için ördüğümüz bir duvardır.Yas süreci doğrusal bir yol değil; aksine inkârın, öfkenin ve anlam arayışının birbirine dolandığı bir labirent. Film bize şunu fısıldıyor: İyileşmek, acıyı yok etmek ya da gerçeği olduğu gibi "kabullenmek" değildir. İyileşmek, o acıyı taşıyabilecek, hayatı yeniden yaşanır kılacak bir "anlam" inşa etmektir.Peki, bizi hayata bağlayan şey çıplak gerçekle yüzleşmek mi, yoksa o gerçeğin etrafına ördüğümüz küçük, koruyucu yanılsamalar mı? Belki de asıl mesele gerçeği bulmak değil, bizi ayakta tutan o fantezinin içinde kendimize yeni bir yer açabilmektir.
Sizce hangisi daha iyileştirici? Acı veren bir gerçekle her gün göz göze gelmek mi, yoksa o acıyı dönüştüren bir hikâyeye tutunmak mı? Yorumlarda buluşalım.
#ÖlümleYaşamArasında #Lacan #Psikanaliz #Fantezi #YasSüreci #Varoluşçuluk #SinemaVePsikoloji #Farkındalık #AnlamArayışı #PsikolojikAnaliz #FilmÖnerisi #ZihinOyunları #Gerçeklik #Arzu #İnsanDoğası #InstagramTürkiye #Keşfet #Düşünce