M.S

Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
"Mesele hayattan ne kadar aldığına bakar. Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İ̇nsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kurtulmak mümkündür; yaşayın, monotonluktan uzaklaşın, gezin, görün, keşfedin, başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin. Bunları dolu dolu yapın ki izleri yüzünüze yansısın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın." İ̇lber ORTAYLI.
Öldürdüm çiçeğimi, yaşatamadım.
Şu milyonlarca ve milyonlarca yıldızın sadece birinde bile açsa, bir çiçeği seviyorsa bir insan, yıldızlara baktıkça mutlu olması için yeterlidir bu. Kendi kendine şöyle mırıldanır bu kişi: Çiçeğim, i̇şte bunların arasında... Ama ya bir koyun o çiçeği yutuverse... Bütün yıldızlar sönmüş, kapkaradır artık! Ciddi bir önemi olmayan bu mudur?!!
Bu noktada Eflatun’un“Mağara Alegorisini” hatırlamak gerekir. Eflatun felsefesini iki evren anlayışı üzerine bina eder: “İdealar evreni” ve “Görüntüler evreni”. Mağara alegorisi bu ayırımı açıklamada yeterli ipuçlarını verecektir. Bir mağaranın önünde yüzleri mağaraya dönük, ayaklarından ve boyunlarından zincirli insanlar vardır.Arkalarında idea evreni ve onun arkasında da güneş bulunmaktadır. Güneşin idealara vurmasından dolayı oluşan gölgeler mağaranın duvarına düşmektedir. Ömrü boyunca gölgeleri gören insanlar idea evreninden habersiz oldukları için onları gerçek zannetmektedir. Ne ki, gerçeği görmek için gölgelere bakmaktan kurtulup, arkalarındaki gerçeğe yönelmeleri gerekmektedir. Ancak ayaklarındaki ve boyunlarındaki zincirler onları engellemektedir. İnsanların gerçeği görmesini engelleyen bu zincirler, insanları bu dünyaya bağlayan arzu ve istekleridir. İnsan arzu ve isteklerinin esiri olmaktan kurtulmadıkça asıl gerçekliğin farkına varmadan yaşamaya devam edecektir. Eflatuna göre akıllı insanlar zincirlerinden kurtulup gerçek bilgiye ulaşabilirler.