“..Çünkü makineyle devamlı ilişki kurduğumuzda makineleşmeye meyyal hâle geliyoruz; hem kendimiz öyle oluyor hem karşımızdakine makineymiş gibi davranmaya başlıyoruz. Muhatabımız olan insana komut verilecek bir makine, ilişkimize de çat diye fişini çekince duracak bir sistem diye bakabiliyoruz. İlişkiyi sürdürmek için hatır ve naz çekmek, tahammül etmek, hoş görmek, fedakarlık göstermek, sabretmek gerekiyor. Mekanikleşmiş ilişkilerde bunu yapamayız. Halbuki onu bir canlı olarak görsek bütün bunlar yerine gelecektir. Belki çiçekler bize bunu öğretebilir çünkü sabahtan akşama yetişen çiçek yoktur, hepsi ilgi, sevgi, emek ister. Yanında konuşularak büyütülen çiçekle hiç konuşulmadan, sadece su verilip büyütülen dahi fark eder. Türkü ne diyordu; ‘Belki derdimize çare bir çiçek’. Evet belki de derdimize çare bir çiçektir. “