firework

firework
@firework256
İçimin zifirisi geceye yansımakta, Ay dahi ürkmüş ve saklanmış Hiçlik içine saplandıkça saplandım, Çırpındım durdum da gören mi oldu? Diplere indikçe fısıltı gelmez oldu, Seslendim de duyan mı oldu? Çeşmde yaş tükendi; Ağladım, yakardım da gelen mi oldu? Kuru bir kabuk gibi savruldum, Elimi uzattım da tutan mı oldu? Bu alemden göçüp gideceğim bir gün, Sırtımı döndüm de "gitme" diyen mi oldu?
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bu gökler ne zamandır böyle bulutlu Yoksa gözlerimde mi sadece bu damlalar Bu seher yelleri ne kadardır böyle sert eser, Güzelim kırmızı yaprakları serer yerlere Güneş ve ay nicedir at koşturur? Mevsimler, yıllar geçer öylesine Uzaklaşır mı o kara günler Yıllar eskitir mi acıları Unutulur mu kaderdeki kesikler Ne yapmalı ki iyileşsin Derin karanlıklar içinde çırpınan çaresiz bendeniz Ne yapmalı ki unutsun bu kederli gönül Çaresiz beklemeli, fırtınalarla savrulmalı mı
Hayat bir trajedi sahnesiydi. Bizler de oynayacak başka rolü olmayan zavallılar. Perdeler indiğinde ve başkalarına vuran bizi karanlıkta bırakan spotlar söndüğünde elimizde başka hiçbir şey kalmaz. Hiçliğin kıyılarında dolanırız. Çünkü bizler bu sahnede sadece figüranlarız, öylesine birileriyiz. Serin serin esip geçecek rüzgarlarız biz. Dalında güzel, ömrü kısa ve düşünce kenara süpürülen kuru yapraklarız..
Bir bulantı içinde kıvranır, çırpınır Zanneder ki ciğerlere dolunca mis hava Uçar kaybolur kara bulutlar Karanlık kuyu kabusları kaçışır Bir meczup ki lakırdar durur çenesi Medet ummaz kimseden Çünkü Ne adem anlar meczubu Ne de meczup ademi Sırtında taşır arzı Atlas misali Anlatır derdini de Ne güneş görür meczubu, Ne Ay işitir halini