Bu yılların birikmiş acısıydı.
Bıraktı, tüm odayı birbirine katmasını, ellerini kana bulmasını sessizce izledi. "Ben bunca senedir kimin için boyun eğiyorum, Bedran?" diye bağırıyordu bu sırada. "Kimin için kuklayı oynuyorum?" Ona bakarken çıldırmış gibi ellerini saçlarından geçirdi. "S°ktiğimin her günü kendime, size zarar gelmeden bir çıkış yolu arıyorum!"
Döndü ve önündeki masayı devirdi. Bedran ise abisinin taşıdığı bu fedakârlık yükünü artık atmasını istiyordu.
"Aslana tasma takarsan çakal kendini ormanın kralı sanırmış," dedi.
"Asıl yanlışı da aslan yapmış."
Ezra duydu ve birden dönüp ona baktı. Yıktıkları değil de yıkıldıklar onu nefes nefese bırakmıştı.
Bedran, "Oysa tasmasını tutan tek şey kendi evinin kapısıymış," diyerek cümlesini abisine acıyan gözlerle bakarken tamamladı.
16. yüzyılın sonlarından itibaren İznik çini atölyelerinde üretimin zayıflamasıyla Osmanlı çiniciliğinde önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. 17. yüzyıldan itibaren Kütahya, Osmanlı çiniciliğinin başlıca üretim merkezi hâline gelmiş; mimarî süslemeler ve günlük kullanım eşyaları, burada üretilmeye devam etmiştir. Kütahya çinilerinde, İznik geleneğinin izleri sürerken zamanla daha serbest kompozisyonlar ve farklı renk arayışları ortaya çıkmıştır. Kütahya işi eserlerde yeşil, sarı ve firuze tonlarının daha belirgin hâle geldiği, çiçek buketleri ve rozet motiflerinin sıkça kullanıldığı görülür.
Bıraksaydın da başkası yardım etseydi neden sen geldin? Sana sırtını dönen benim, neden beni görmezden gelmeye devam etmedin?
Şimdi bana yalnızlığımda avunacağım bir anı daha bırakmak mi niyetin?