Nereye gittiklerini bilmeksizin yürüyorlardı. Duyguları, düşünceleri ve konuşmalarıyla öylesine dopdoluydular ki çevreye dikkat edecek durumda değildiler.
“Boş yere kendi kendimle çarpıştım. Yararı yok. Duygularıma gem vuramıyorum. Sizi ne derece beğendiğimi, nasıl ateşle sevdiğimi söylememe izin veriniz.”