bir gün kendimi bir halt sanarken diğer gün bir hiç sayıyorum. kendim bir günümle birlikte diğer peşinden sıralanan günlerim de güzel geçecek sanarken bir bakıyorum hiç beklemediğim bir anda o ruh halimden eser kalmamış. her ne kadar içimde umut kırıklığı da olsa galiba yenilenebiliyormuş umutlar, bunu yeni öğrendim. yoksa bir iki gün sonra tekrardan uyanmak için bir sebep bulmalı insan. umut hep var, umut hep olmalı. nasıl iyi günün ardından beklenmedik bir gün geliyorsa o güne alıştıktan sonra da başka beklenmedik ama bir o kadar da diriltici bir gün gelir ardından... kötü geçen güne iyi günlerin nasıl olduğunu bildiğimizden mi kötü geçen gün deriz? yoksa hep umutlu olduğumuzdan iyi günleri beklediğimiz mi için kötü geçen gün deriz? beklentisi ve umudu olmayan birinin kötü geçen günü var mıdır? yoksa kendimizi yıpratmamak için buna mı alışmalıyız? öyleyse yarın için sebep nasıl buluruz? döngüsel aralıklarla umudu yitirilip hayatı sorgulamak mı? yoksa beklentisiz, hayal kurmadan yarın için sebep bulmadan günleri geçirmek mi?