“insan neden kendi kendinden nefret eder?”
“korkaklık belki de. ya da hiç yakanı bırakmayan yanılmak korkusu, başkalarının senden beklediklerini gerçekleştirememek korkusu. birkaç dakika önce mutluydum, ölüme mahkum olduğumu unutmuştum. derken hatırladım, çok korktum.”
“öte yandan, bu maddeyi içeren ilaçların kronikleşen depresyonumu geçirmesini istemekle birlikte, deliliğim devam etsin istiyorum; yaşamımı başkalarının istediği gibi değil de kendi hayallerime uygun biçimde sürdüreyim, fena mı?”
yaşamı boyunca pek çok kez fark etmişti veronika, tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyormuş gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı.
“senden nefret ediyorum, gerard gibson!” diye tısladı claire. gibsie delirmiş bir karga gibi ona serenat yapmayı daha yeni bitirmişti.
“ben de seni seviyorum.”