Ve yıllar sonra biraz da olsa anlamıştım bu karmaşık duyguyu, umut bir düşün başlangıcı, aynı zamanda bir düşün bitişiydi. Hayatın kuralıydı bu, sevmek bazen insanın canını yakıyordu...
İnsan aldıklarıyla, çektikleriyle, yaşadıklarıyla deneyimli olur, gürültülü tepkileri zamanla yerini tepkisizliğe bırakır. Dinginleşir, alışır insan. Vakti zamanında bünyede "Yuh!" tepkisi yaratan bir olay, ileride gayet normal olarak karşılanır. İnsanın beyninde unutmak gibi bir kavram olduğu sürece insan her duygunun altından kalkar, her duygunun boyunduruğundan kurtulur, her duygunun boşluğuna alışır.
Başına gelen onlarca şeye, kabuk tutmuş, tarifi edilemeyen derin acılara ve hükmü kalmış bir geçmişe sürekli sövebilirsin, sitem edebilirsin. Ama görüyoruz ki küçük bir güzellik altında her şeye yeniliyoruz. Bir bebeğin bakışına, başka birinin gülüşüne, vapurdan esen rüzgara, bir dokunuşa... Bunca varoluş nedeni varken bazı şeylere kızgın kalmak oldukça zor.