Birini arayan insanlarda bir şey olduğunu fark etmeye başladım; bedenlerinde, gözlerinin, ağızlarının yakınlarında acı, kin ve bekleyiş karışımı bir iz, bir şey vardı. Geri dönmeyen o insanların yuvalandığı kırık dökük bir yer.
Yaşamayı seçmişti. Yaşamın sonsuzluğunu görmüş ve o sonsuzluğun içinde yalnızca neler yapabileceğini değil, nasıl hissetmeyi seçebileceğini de görmüştü.