Bir devletin asli görevi sorumlu olduğu topraklarda huzur ve refahı sağlayıp, sorumlu olduğu insanlara mutlu ve güçlü bir yaşam alanı sunmaktır. Bu devletin asli görevidir, insanlar devlet için yoktur. Devlet insan için vardır. Burada asıl olan her zaman insanlardır. Çünkü devletler ancak ve ancak halklarının desteğiyle ayakta dururlar. Halkın desteğini almayan ve aldığını zanneden yöneticiler eninde sonunda çökmeye mahkûmdurlar. Bunun hiçbir şekilde kaçışı yoktur. İbni Haldun toplumları idare etmenin yolunun kabalıktan değil hoşgörüden ve anlayıştan geçtiğini söyler. Böyle bir yönetim biçiminin en adil ve en doğru yönetim biçimi olduğunu söyleyen İbni Haldun refahın ve gerçek gücün bu olduğunu da ifade eder.
"İnsan bir fikre, mezhebe taraftarlıkla karışırsa kendisine söylenen her şeyi doğru kabul eder. Yalanı doğrudan ayıramadığı için de davranışları yalanlarla şekillenir."