senin kapının üstündeki kirişte, evinin anahtarı duruyor. bunu biliyorum. istesem karanlık sahanlıkta parmak uçlarımda yükselebilir, elimle yoklayıp anahtar bulabilirim, deliğe sokup kilidi yavasça açabilirim. koridordan geçip senin odana gidebilirim, televizyonu kapatıp yatmış olurdun sen, yatağının yanında durup seni uyurken seyredebilirdim, yanına yatardım, sen hiçbir şeyin farkında olmazdın. ama o anahtar benim için durmuyor orada. bunu da biliyorum. kendisinden hiç söz etmediğimiz o kişi için duruyor, onu bekliyor, zamanı geldiğinde ayak parmaklarının ucunda durarak anahtarı yoklayacak, kapıyı açacak, bavulunu senin yatağının yanına bırakacak ve seni uyandıracak. böyle olacak, değil mi? bekliyorsun. sen bu kişiyi tanımıyorsun, ama geleceğini biliyorsun ve onu bekliyorsun, oturup buz çiçeklerine bakıyorsun ve bekliyorsun. ben de bekliyorum.