Mantıklı Görünüyor
“Türkiye, bir kişinin ismini doğru yazma çabanızın bile böylesine saçma tartışmalara yol açabildiği ilginç bir ülke. Esad'ın nasıl Esed'e dönüştüğünü yakından takip eden biri olarak, süreci anlatayım: Suriye'deki yönetici ailenin, Arapça aslı 'Esed' (manası: aslan) olan soy ismi, 1970'lerde İngilizce ve Fransızca kaynaklar üzerinden dilimize 'Esad' olarak geçti. Batılıların 'Assad' olarak telaffuz ettiği kelime, böylece, Arapça bilmeyen bizim diplomatlarımız ve medya organlarımızın diline de aslından farklı olarak yerleşti. Akademi de 'Esad' olarak yazdı, gazeteciler de. Siyasetçiler de 'Esad' dedi, onlardan duyan sıradan vatandaş da. 2000'lerin başından itibaren Türkiye'nin Arap dünyasına daha fazla ilgi göstermesi, daha da önemlisi Türk medyasında Arapça bilen gazetecilerin görev almaya başlaması, bazı kelimelerin de doğru yazılışını beraberinde getirdi. 'Esad' da bunlardan biriydi. Arapça bilen gazeteci ve editörler, Suriye'yle ilgili haberlerinde, yönetici ailenin soy ismini aslına uygun şekilde yazmaya başladılar, kullanım da böylece yaygınlaştı. Siyasetçiler de, devletin resmi haber ajansının kullandığı doğru yazımı tercih etti. Olması gereken de zaten buydu.”
Sayfa 36 - Esad, Nasıl Esed Oldu?
Oysa şimdi tam ter­sine, çocukça bir zafer duygusu hissediyordu. "Kötü müyüm ben... Kötüysem ne olmuş!" Masalarda oturan birkaç kişi sessizdi ama konuştukları zaman kentin üç dili birden duyuluyordu: Arapça, İs­panyolca ve Fransızca.
Reklam
“Yoldaşlar, ölürsem o günlerden önce yani, Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyansın üstümde bir çınar…”
Fransızca da "les phaquires du sommeil" diye bir cümle var, "uyku fakirleri" anlamına gelir. Uykusunu alamayanlar için kullanılır demeyi çok isterdim fakat öyle bir şey yok, hepsini az önce uydurdum. 🤣🤣 Günaydın.
1908 İhtilâli'nin sahnelenmesinde ön plana çıkan çoğu Arnavut kökenli zabitân içindeki az sayıdaki Türk subaydan biri olan Enver Bey, bu nedenle, Cemiyet'in Türkçü siyasetine eldiven gibi uymuştur. Buna karşılık, gerektiğinde, Arnavut liderlerle Arnavutça da konuşabilmektedir. Savaştığı çetecilerin düşüncelerini daha iyi anlayabilmek için kendi gayretiyle Bulgarca öğrenmiştir. İhtilâlin birinci sınıf kahramanları arasındaki tek erkân-ı harbiye zabitidir. İyi derecede Fransızca ve Almanca bilmesinin yanı sıra, daha sonra özel çabasıyla ilerlettiği İngilizcenin de yardımıyla bir literatus olarak dönemin önemli dergi ve kitaplarını okumakta, yorumlamaktadır.
Sayfa 213·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam