“Türkiye, bir kişinin ismini doğru yazma çabanızın bile böylesine saçma tartışmalara yol açabildiği ilginç bir ülke. Esad'ın nasıl Esed'e dönüştüğünü yakından takip eden biri olarak, süreci anlatayım:
Suriye'deki yönetici ailenin, Arapça aslı 'Esed' (manası: aslan) olan soy ismi, 1970'lerde İngilizce ve Fransızca kaynaklar üzerinden dilimize 'Esad' olarak geçti. Batılıların 'Assad' olarak telaffuz ettiği kelime, böylece, Arapça bilmeyen bizim diplomatlarımız ve medya organlarımızın diline de aslından farklı olarak yerleşti. Akademi de 'Esad' olarak yazdı, gazeteciler de. Siyasetçiler de 'Esad' dedi, onlardan duyan sıradan vatandaş da.
2000'lerin başından itibaren Türkiye'nin Arap dünyasına daha fazla ilgi göstermesi, daha da önemlisi Türk medyasında Arapça bilen gazetecilerin görev almaya başlaması, bazı kelimelerin de doğru yazılışını beraberinde getirdi. 'Esad' da bunlardan biriydi. Arapça bilen gazeteci ve editörler, Suriye'yle ilgili haberlerinde, yönetici ailenin soy ismini aslına uygun şekilde yazmaya başladılar, kullanım da böylece yaygınlaştı. Siyasetçiler de, devletin resmi haber ajansının kullandığı doğru yazımı tercih etti. Olması gereken de zaten buydu.”
Sayfa 36 - Esad, Nasıl Esed Oldu?