“'.. Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun... Ama sonra, sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar
mı?”
“Yaralanacaksın, düşeceksin..
Biri elinden tutup kaldırmayacak. Acı çekeceksin, bekleyeceksin.
Sana kim yol gösterecek, biliyor musun? Eksikliklerin, zaafların, düşmanların, nefretin, bütün yararsız bitkiler ve çirkin hayvanlar... Düşünsene, bunlar olmasaydı hayatımız neye benzerdi?”
“Ona ve sevgisine muhtaçtım. Yaratılmış olmanın kusurlarından biri de budur işte; sevgi... Sevgi ve inancın olduğu yerde barış da olmuyor, biliyor musun? Yani, barışı öldüren şey yalnızca nefret değil.”