Her zamankinden daha özenliydi; akşamdan beri kırışmamış gömleği, iki üç açık düğmesi, saçı, sakalı, bakışı, güzel gözleri, tek kötü laf duymadığı dili, Hasret'in kuru topraklarında görülmemiş çiçekler açtıran sevgisi, şefkati...
En çok da sabrı. Hasret'in dikenlerine katlanan, zehri bol laflarını dinleyen, yüz çevirişlerini yutan sabrı. Belki de tüm bunların altındaki Hasret'i görüp ondan vazgeçmeyen Hamza'nın sabrı.
"İyi katlandın bana, biliyor musun?" dedi Hamza'nın gözlerine bakarken, bir parça çekingenlik de vardı hâlinde. "İçimden hep diyordum ki ben bu adamı itiyorum ama giderse arkasından oturur ağlarım."