İnsan bedeni içinde ne muhteşem bir mucizenin yattığını huşu ve hayretle hissettim; kalbimizi nasıl attıracağını, saçımızı nasıl uzatacağını bilen sonsuz bilgeliğin, doğru zamanda tam olarak doğru miktarda hormon salgılayan içsel bilincin müthiş mükemmelliğin sihrini gerçekleştirişine şaştım. Hep uyanık olan, biz gece uyurken bile çalışan bu inanılmaz içsel güç, Tanrının bir lütfuydu.
Doktorlar bedenler üzerinde çalışmak üzere eğitim görürler; tamircilerin arabalar üzerinde çalışması gibi. Görünüşte insanların iyileşmesini sağlamak için yola çıkarlar ama yolda bir yerde insanların sadece bedenlerden ibaret olmadığını unuturlar. Bizim bedenimiz, zihnimiz ve duygularımız vardır ama olduğumuz en önemli şey de ruhtur ki bu da görülemez, tahlil edilemez ve ameliyatla alınamaz.
Derin düşüncelere daldığım sırada, bunca zaman tümörün bana yapıştığını sanırken aslında benim ona tutunduğumun farkına vardım. Kendimi orada birikmiş anı ve acı verici hislerden koruyordum. Artık duygusal desenlerle bunlara bağlı olan anıyı keşfedip de hikayeyi sona erdirince tümöre de ihtiyacım kalmamıştı.