...zaten hiçbir şey verilmez bana, her şeyi kendim çabalayarak elde etmek zorundayımdır. Yaşadığım günlerle geleceği değil, geçmişimi bile kendim yaratmak zorundayım; bence bu en zor iş, dünya sağa mı dönüyor? -Bilmiyorum ya- Ayak uydurabilmem için benim sola dönmem gerekiyor! Nasıl başa çıkarım? Gücüm yetmez ki; paltom bile ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Milena, ben bile anlayamıyorum; bir coşkunluk karşısında ürperiyorum, aklımı yitirecek kadar üzülüyorum, yine de bilmiyorum ne oluyor, ne olacak! Bir tek şey biliyorum: Gürültü, patırtı istemiyorum, karanlık olsun istiyorum, bir yere gizleneyim diyorum, bunu istiyorum işte, bunu arıyorum, bunun ardından gideceğim, elimde değil.
"Ya hep ya hiç" sözü, büyük bir söz! Ya benimsin, ya değilsin. Benimsen sorun yok, her şey iyi demektir ama değilsen, yitirirsem seni... Kötü olmaz. O zaman hiçbir şey olmaz, o zaman hiçbir şey yok demektir. Ne kıskançlık kalır, ne üzüntü, ne sıkıntı, hiç, hiçbir şey... Biliyorum, birine böylesine güvenmek, bayağının aşağısı bir şey, onun için durmadan korku çörekleniyor ya içime! Ama bu korku seni kaybederim korkusu değil; birine güvenmeye nasıl kalkışır insan, işte bu korkutuyor beni.