"Sanırım insanın yazmak için bir sebebe ihtiyacı var." diye düşündü. "Yaşanmışlıklar olmalı, gözlemleri, tattığı iyi ve kötü deneyimler. En azından hareket etmeli, insanlarla ve farklı mekanlarla tanışmalı..."
Fakat ha deyince de bir şeyler yazılmazdı ki. Hissetmek başkaydı duyguları kağıda dökmek başka.
– Hiçbir şeyde acele etmemek lazımdır. Eskiler aceleye "pişmanlık anası" derlerdi. Acelecilik, bir işi insana iki kere gördürür. Kanadı bitmeden uçmak isteyen kuş, acelesinden yırtıcıya lokma olur. Onun için her zaman acelecilikten kaçınmak gerekir.
"Yok yok böylesine tesadüf değil tevafuk denir."
Sevgi,
"Tevafuk ne demek hocam?" diye sordu.
Aydın Hoca açıkladı:
"Tesadüf, rastlantı sonucu olan durumlar için söylenebilir. Tevafuk ise arkasında belirli bir irade olan eylemler söz konusu olduğunda söylenir. Hayatta hiçbir hadise rastlantıyla gerçekleşmez. Cenabı Allah her şeyin öncesini ve sonrasını bildiğine göre yeryüzünde tesadüf diye bir şey yoktur."