İslâm, ailede son sözü söyleyen olması cihetiyle bir adım öne çıkardığı erkeğe, kadın üzerinde mutlak otorite vermemiş, onları birbirini tamamlayan iki unsur olarak görmüştür.
Ev, nikah ibadetinin şekillendiği ve var oluş gayesine erildiği bir mabettir (ibadet yeri).
Bu yüzden eşler birbirlerine ve çocuklarına karşı ilahi rızayı gözeterek, sorumluklarını yerine getirdikleri müddetçe ibadet sevabı alırlar.
İslâm, kadınla erkeği kulluk mizanında aynı noktada gördü. Uygarlıkların kadına vurduğu yükleri kaldırdı, ona her nevi mali tasarruf hürriyeti tanıdı. Fakat fıtratına zarar verecek, anneliğine darbe vuracak hususlarda ise sınırlamalar getirdi.