''Bugün yaşamak umurumdadır, sevgilim; bugün sevmek hak bana.
Çok cesur şeyler yazıyorum şu günlerde: kendime dair, hayata dair, bilhassa henüz tanımadığım sana dair. Kiminle otursam senden konuşasım var. Ağacın sarkıp gözüme girecek dalına “sen” diye gülümsüyorum.
Büyüdüm, sevgilim. Doğduğumda yaşım büyüktü benim. Ben her yılın belirli bir gününde kocamanlaştım yalnızca. Bana zorla kitaplar okuturlardı, sevgilim. Kızar, ağlar, okumamak için uyurdum. Ama okudum; kaçtığıma tutuldum. Çok küçük yaşımda, Ali’nin Ayşe’yi sevdiği elli kuruşluk kitaplardan öğretti hayat bana aşkı.
Ali Ayşe’yi sevdi,
Raif Maria’yı,
Nilüfer Suat’ı…
Ama ben seni sevmedim. Çocuklarımın olduğu gerçeklikten hep kaçtım, bebeğim. Rabbim beni korudu seni düşünmekten. Ben istedim ki yalnız ben olayım. Ama seviverdim. Ama düşünüverdim. Kocamanlaşıyorum. Kocamanlaşmak zor, sevgilim. Aklın bulanıyor.
Videolar bırakıyoruz arkadaşlarımla, gelecekteki eşlerimize, çocuklarımıza. Ben sana hitap etmiyorum. Senden ziyade önemsediklerim var, kusura bakma sevgilim. Belki erken giderim diye ailemi, çocuklarımı vedaya ve karşılamalara değer buluyorum. Bana bozulma, sevgilim; herkes biliyor, utançtan seni zikretmiyorum.
Ben çok düşünür, çok konuşurum. Ama bazı şeyler konuşulmaz. Konuşmak için seni beklediğim doğrudur. Ama daha ne kadar dayanabilirim hayallerimi içimde tutmaya?
Genç kızlar gelinliklerini hayal eder, sevgilim; evlerini, mobilyalarını... Gelinliğim belli değil, sevgilim, ama küpem hazır. Bir konsolumuz yok ama albümümüz var. Bir kitaplığımız yok ama alttan üçüncü raf için sakladığım biblolar var.
Ben biraz böyleyim. Sen yoksun ama bir şeyler var.''