Ben küçükken de bilirdim çıkacağım yolları, varacağım sonları. Sosyal bilgiler kitabımızın en arkasındaki siyasi haritayı açar, hayaller kurardım. Defterlerime haritalar çizer; okumak istediğim, âşık olmak istediğim, yaşamak istediğim şehri boyardım. Hayat bu ya, bir şekilde vardım oralara. Hayal ettiğim gibi olmasa bile bulundum oralarda. Hiç hesaba katmadığım yerlerde bulundum…
Sevenlerim oldu, sevmeyenlerim olduğu gibi. Bir gün biri sevdi. Genç olmak buydu işte o zamanlar. Sevmekti, sevilmekti; ilk kez onunla sigara içmekti, onunla aynı kulaklıktan şarkılar dinlemekti sarı minibüslerde. O zaman sevgilerimizde mantık yoktu. Birçoğumuzun cebinde beş kuruş para bile yoktu ama toktuk ve ölmedik açlıktan; deli gibi mutluyduk. Bir gün tartışır, kedi köpek gibi yerdik birbirimizi; diğer gün bir çikolataya affederdik birbirimizi.
Sevmeyenlerim de oldu. Gördüğünde göz devirenler, arkamızdan fısıldaşanlar, başarılarımızda bize çelme takanlar… Ki ben bunları önemsemedim. Bir de sevmediklerim oldu işte. Görüp sevemediklerim, yan yana görünmek istemediklerim, yokluklarından daha güzel beslendiklerim…
Niye bilmiyorum, yaş aldıkça çekiniyorum sizden. Her birinizden: sevdiklerimden, beni sevmeyenlerden ve benim sevmediklerimden.
Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi.
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi.
*
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.