Senden kaçsam da bekliyorum seni. Belki özlüyorum bile, bir tık. Belki karşıma çıktın bile… Velhasıl seni bekliyorum. Sana da oluyor mu sahi? O kadar yoksun ki yokluğun koskoca bir yer kaplıyor bende. Seni tasavvur ettikçe Allah’ı anıyorum sanki. Anıyor ve arıyorum.
Bizi henüz ruhlarımız varken, henüz aşkımızı haykıracak dağları, taşları yaratmadan; henüz gülleri, hatta incir çekirdeğini bile yaratmadan önce ruhlarımızı yaratan Allah’a inanmamayı reddediyor fikrim. Belki cahilliğimdendir, açıklaması kolay; belki de yanlış şeyler söylüyorum. Ama her sonuç beni O’na inanmaya, güvenmeye çıkarıyor işte.
Taa o Bezm-i Elest gününden bu yana gelen tanışıklığımızı zayi etmek düşüncesi dahi mahvederken beni, sen neler yapıyorsun acaba? Düşünüyor musun mesela, benim gibi? Düşün; düşün ki bilelim birbirimizi.