Henüz varoluşun trajedisinin ne olduğunu anlamış, bu konuda kesin bir yargıya varmış değilim. Ama bir noktanın kesin olduğunu biliyorum: Bu zevk düşkünlüğünü yenmek ve ruh hallerini birer amaç olarak görmekten vazgeçmek zorundayım.
Ancak uzun acılardan, uzun susuşlardan sonra ortaya çıkacak önümdeki günlerin nasıl olacağı. Yeni değerler, yeni bir dünya buluncaya kadar şaşkın, belirsiz ve karanlık bir dönemin geçmesi gerekiyor. Yirmi yaşlarında tek üstünlüğüm edindiğim ustalık ve içgüdüsel sezgim olacak.
Yeni bir çıkış noktası olması gerekir. Zihnimiz kendini belli bir yaratma çarkına kaptırdığında, bu çarktan kurtulmak için ona karşı çıkacak eşit bir güç gerekir ve ancak böyle bir güçle zihnin o tekdüze, kendini tekrar eden ürünleri yerine yepyeni tadı olan, denenmemiş bir aşının ürünleri verilebilir. Zihinsel çabanın yerini dıştan gelecek bir itkinin alabileceğini söylemek istemiyorum; söylemek istediğim, konuyla anlatım yollarını tümüyle değiştirerek yeni sorunlarla yüz yüze gelme gerekliliği. Zihin, yeni bir çıkış noktasına Kavuşunca, Elbette doğal coşkunluğunu yeniden elde edecektir, ama böyle itici bir yay olmadan her şeyi kalıplaşmış İmge anlatıya indirgeyen tembel alışkanlığımın sınırlarını aşamam. Dış şey haline gelmiş içgüdünün yönünü değiştirebilmek ve böylece onları yeni buluşlara hazırlayabilmek için dıştan bir gücün gerekliliğini duyuyorum.