Kabala bizlere, gerçekliğin asıl amacının insanoğlunu Yaradan ile eş bir seviyeye çıkarmak olduğunu açıklamaktadır. İnsanlığın bu dünyaya düşmesinin amacı, bizlerin bağımsız olarak kendi
çabamız ile gerçekliğin en üst seviyesi olan Yaradan’ın seviyesine çıkmamızı başarmaktır.
Kabala, bizlere “sebepler seviyesi’ne” girmemize müsade eden bir araştırma şekli olduğunu açıklamaktadır. Bunu kullanarak kişi dünyanın neden varolduğunu, bizden ne istediğini ve bizlerin onunla barış ve huzur olarak deneyimleyebileceğimiz dengede
nasıl durabileceğimizi tam olarak anlayabilir.
Manevi acı çekmede, kişi dünyevi zevklerinin eksik olmasından dolayı acı çekmez. Dünyevi zevkler ve arzular varolmasına karşın, kişiye geçim ile ilgili hisler, hatta canlı olma hissini dahi sağlamazlar. Özellikle kendinde “yaşayan canlı” hissiyatının eksikliğini
hissederek üzülen kişiler, bu yaşamın ötesinde bir şey istemeye gücü olan kişiler olacaklardır.
Görünen o ki, günümüzde artık her şeyimiz var ancak bizler yine de sanki bir şeyler eksikmiş gibi hissediyoruz ve bu eksiklik hissiyatı acı çekmenin en büyük derecesidir.
Üst Gücün, bizleri daha iyi koşullara yükseltmek için acı çektirme dışında başka bir seçeneği yoktur. Eğer bizleri zevk duygusuna bağlı kalma arzusu ile
dolu egoistler olarak yarattıysa, o zaman bizleri bir koşuldan diğerine harekete geçirmek için tek yolu acı
çekme hissidir.