Hikmet, Hayriye yanından geçerken ağlamaya başladı. Dağ gibi omuzları çökmüştü. Yusuf uzaktan onları izlerken tarifi olmayan bir hissizliğin içinde kayboldu. Mutlu muydu, bilmiyordu. Farkında olmadan vücudunu yokladı. Kendini o anda yok gibi hissetti. Hüseyin kolundan çekiştirene kadar da bu yokluğun içinde kendini kaybetti. "Hayriye'yi buldun sonunda. Rahatlamış olmalısın."
Yusuf parktan çıkıp yokuş aşağı ilerlerken; "Hikmet'in oğluydu," dedi.