Herkes dünyevi hırslar merdivenini üçer beşer çıkmak için birbirinin omuzlarına basadursun, çoktan zirveye varmış, en âlâsına nail olmuş bir kimsenin günün birinde aniden mevkiinden feragat etmesi, inanç uğruna sonu belirsiz bir içsel yolculuğa çıkması, hatta itibarını çar çur etmesi… İşte bu pek duyulmadık, rastlanmadık bir şeydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Kimimiz bundaki hakikati amlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar
İnsan ziyandadır, zandadır; dedikodudan vazgeçmez. Oysa tek bir şahıs hakkında konuştuğumuz tek bir kötü kelime, hele hele yalan, iftira ve karalama, muhakkak döner dolaşır; sahibine misliyle geri gelir. Hem de hiç ummadığı bir anda hiç ummadığı bir yerden
Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” diyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin
Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz