"İnsanlardan bir şey istediğiniz zaman, hayatınızın sorumluluğunu daha fazla almış olursunuz. Hayatta, kurbanlar gibi, her şeyi kendi başlarına yaparak cesurca çalışır görünen, sessiz sedasız acı çeken bireylerden biri olmanız tehlikesi de azalır."
Pek çok durumda hayatın olumsuz yönüne bakmaya koşullandırılmışız gibi görünüyor. Hayatımızda on şey yolunda gidiyor, bir şey de aksıyorsa, dikkatimizi aksayan şeye yöneltme eğilimindeyiz. Çocuk, matematik sınavından yirmi üzerinden on bir aldığı zaman, on bir doğrusuna değil, dokuz yanlışına yoğunlaşıyoruz. Başımız ağrıdığı zaman, "Göğsüm, midem, bacaklarım ve kollarım gayet iyiler!" demiyoruz. "Başım ağnyor!" diyoruz. Yakamızdaki ruj lekesi için kaygılanıyoruz da gömleğimizin yüzde doksan dokuzu temiz olduğu için sevinmiyoruz! Çok sayıda insan, gerçekçi ve akılcı olmanın hatalar üzerinde yoğunlaşmak olduğunu zannediyor!
Biri şöyle demiş: "İstediğiniz ama sahip olmadığınız bütün o şeyler yüzünden kendinizi mutsuz hissediyorsanız, sahip olmak istemediğiniz ve sahip olmadığınız şeyleri düşünün!" Her şeyin olumlu bir yönü mutlaka vardır!
"En mutlu insanlar, güç zamanlarını her zaman değerli öğrenim fırsatları olarak görebilme eğilimindedirler. Başları diktir, yüzlerinde bir gülümseme vardır, işlerin düzeleceğini ve bu denemeden daha iyi insanlar olarak çıkacaklarını bilirler. Bunu söylemesi kolaydır."
"Çoğu insan, iltifatları birkaç dakika, aşağılamaları yıllarca aklında tutar. Yirmi yıl önce kendine atılan çöpü taşıyan bir çöp toplayıcı gibi davranır."