.... önemli bir şeyleri unuttuğunu fısıldayan lanet bir his... İnsanı kendi derisini parçalamayı göze alacak kadar çıldırtabilecek bir kaşıntıya benziyordu. Gün geçtikçe büyüyen ve hiç dinmeyen bu his, en az korku kadar kötüydü.
Bunu yapmasam daha iyi olacağını biliyordum ama insan kendine hâkim olamıyordu. Altındaki yaranın ne kadar korkunç olduğunu tahmin ettiğiniz hâlde kendi gözlerinizle görmek için üzerindeki sargı bezini kaldırmak gibi karşı koyamadığınız bir dürtüydü.