İmrann, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

çohdur beni âdem içre bi-dâd
it gönlümi vahşet ile mu'tâd

insanlar içinde zulüm çoktur; sen benim gönlümü tenhalığa alıştır.

fuzuli

Leyla ve Mecnun, FuzuliLeyla ve Mecnun, Fuzuli
Nurullah Zağanos, bir alıntı ekledi.
 23 saat önce · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

''Osmanlı'yı Türkçü olmamakla suçlamanın hiçbir tarihî realiteyle alakası yoktur. İmparatorluklarda çağdaş ulusçuluk aranmaz, mümkün de değildir. Padişahların anneleri Türk değilmiş diyor bazıları, affedersiniz Fransız, İngiliz krallarının anneleri aynı milletten mi? Mühim olan yaşadıkları ülkenin diline ve kültürüne sahip olmalarıdır. Bu memlekette Hürrem Sultan şairelerdendir. Muhtemelen Ukraynalı veya Polonyalıdır ama şairedir. Baki'nin ve Fuzuli'nin yaşadığı çağda gölgede kalmayacak bir şaire hem de. Sokollu Mehmed Paşa gibi İstanbul'u yaptırdığı eserleriyle güzelleştiren kaç kişi var? Öyle söylendiği gibi ''sadrazamların çoğu başka milletlerdendir'' sözü de doğru değildir. İsteyen Hadîkatü'l-Vüzera ve zeyllerine bakarak kaç tane Türk sadrazam var sayabilir. Öyle 4-5 kişi falan değil, bir haylidir. Bu devlet Türk devletidir ama başkalarının da devletidir, çünkü imparatorluktur. Çağdaş Türkiye'yi de bu imparatorluk oluşturdu. Osmanlı Türklerin en uzun yaşayan imparatorluğuydu. Düşünün ortaçağlarda kurulup zamanımıza kadar gelen bir imparatoruluktan bahsediyoruz. Bu imparatorluğu kısa süreli yaşayan devletlerle, imparatorluklarla mukayese etmenin imkânı yok.''

Türklerin Tarihi 2, İlber Ortaylı (Sayfa 12 - Timaş Yayınları)Türklerin Tarihi 2, İlber Ortaylı (Sayfa 12 - Timaş Yayınları)

ŞUNU SAKIN UNUTMA:
Hayatında Karşılık İstemiyorsan Kural Basit;
Eşyaları Aldığın Yere,
İnsanlarıda Hakettiği Yerde Bırakacaksın...

-FUZULİ-

Hasan HAKAN, bir alıntı ekledi.
Dün 16:33 · Kitabı okuyor · 10/10 puan

Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:
Sizin için harp ederken yedim kurşunu.

Onun için topal kaldı böyle bacağım,
Onun için tütmez oldu artık ocağım.

Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.

Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
Bu amansız boğuşmada öldü yarımız,

Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız
Size şarap oldu sanki… Şehit canımız

Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz;
Zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz!..

Gerçi salonlarda senin “yıldız”dı adın,
Hakikatte fahişesin ey alçak kadın!

Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.

Omuzun da neden seni fuzuli çeksin?
…………………………………..
Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..

Yolların Sonu, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 17 - Topal Asker)Yolların Sonu, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 17 - Topal Asker)
Alperen Tekin, Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine'yi inceledi.
Dün 02:36 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Nietzsche bu kitabında, adı üstünde, tarihin şimdiki zaman için olan yararları ve zararlarından bahsediyor. Buradaki tarih kelimesini, geçmiş deneyimler olarak da algılayabiliriz.

Kitabın başında insanların anı yaşamak ve mutlu olmak açısından "tarihdışı" olan hayvanlara özendiklerini anlatıyor ama bu mutluluğu elde etmek için insanların hayvanlara dönüşmeyi göze almayacaklarını ve insanlıklarından feragat etmeyeceklerini de ekliyor. Biz, tarihsel varlıklar olarak, geçmişteki tecrübelerimize göre karar alıyor ve hayatımızı şekillendiriyoruz.

İşin asıl düğümü de burada. Tarihi inceleyen biri, büyük olayların şans eseri ortaya çıktığına tanık olabiliyor, ya da tarihin tekerrürünü görüp alaylı ve kötümser bir havaya bürünebiliyor. Bu noktada tarihe ve yaşamın ilerleyişine katkıda bulunmayı fuzuli bir uğraş olarak görme riski de var.

Burada bir denge olmak zorunda. İnsan gerektiği zaman hatırlayabilmeli ve gerektiği zaman da unutma yetisine sahip olmalı ki ne vicdansızlık ve gamsızlığa ne de hatalarını tekrar etme korkusundan ötürü eylemsizliğe ve paniğe itilsin. Tarihin şimdiyi kapatması (örtmesi) toplumları bir kültür sahibi olmak yerine sadece geçmiş bir kültürü bilmekle yetinmeye götürüyor. Bir şeyleri yaşamak yerine, yaşananlara karşı soğuk ve soyut bir tavır sergiliyoruz.

Nietzsche tarihe üç yaklaşım olduğunu söylüyor. Anıtçı, koruyucu ve eleştirici.

Anıtçı tarih, eskilerin yüce kişiliklerini, onların yaptıklarını konu ediniyor ve miraslarını koruyor. Bu tutumun meyvesi, insanlara umut ve azim verebilmesindedir ama kötü yanları da vardır şüphesiz. Konu edindiği dönemin o "biricik" şartları bir daha hiçbir zaman tıpatıp yaşanmayacağından bu umudun bir kısmı boşa çıkabilir, üstüne üstlük bu "anıt kimseler" öylesine büyütülebilir ki, mirasları hayata hakim olup orijinal fikirlerin doğmasının önüne geçebilir.

Koruyucu tarih, muhafazakar tarihtir. Kültürel kimliğin iyi bilinmesi ve hissedilmesi topluma fayda sağlar ve sanata katkıda bulunabilir. Fakat yine, bu abartılırsa ve geçmişe dair olan her şeye yapay bir hayranlık duyulmaya başlanırsa tarih sadece akademik bir uğraşa dönüşür. Kimse neden tarih araştırdığını hatırlayamaz hale gelebilir. Eski olana yoğun hayranlık duyulduğundan yeni bir şey üretmeye gerek duyulmayabilir.

Eleştirici tarih, koruyucu tarihin zıddıdır. Yeni şeyler üretebilmek için geçmişi yargılar. Bunun riski de geçmişe karşı adaletsiz olma riskini taşımasındandır. Yapılanları gerekli kılan neden yadsınabilir.

Kısaca Nietzsche'ye göre, tarih eylemi kısıtlamamalıdır ve yaşama hizmet etmelidir. Mantıklı mı? Mantıklı. Dağılabiliriz.

Sudenur Gözkonan, Kuzey Masalı'ı inceledi.
19 Nis 19:26 · Kitabı yarım bıraktı · 1/10 puan

Hayatımda gördüm en klişe kitaptı. Bağzı yerleri yaratıcıydı ama o her zamanki bildiğimiz wattpad kitaplarındaki erkek kötü kız iyi filan. Resmen acemice ve ergence yazılmış bi kitaptı almak isteyen arkadaşlara tavsiyem almadan önce wattpad'da bad boy good girl tarzı kitaplara bakın ve öyle almayı düşün bence (birkaç farklılık vardı sadece kızın farklı bi mesleği vardı ve lisede geçmiyodu ) kitabı aldığım gibi sahafa 2. ele sattım. Almanızı tavsiye etmem fuzuli israf ya sırf emeği için 1 puan verdim.

Fuzuli'ye Sormuşlar:
"Sevmek Mi Daha
Güzeldir Yoksa Sevilmek Mi?"
"Sevmek"Demiş;
"Çünkü Sevildiğinden Hiç Bir Zaman
Emin Olmasın."

Sonbahar Yaprağı, Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk'ı inceledi.
 18 Nis 17:50 · Kitabı okudu · 62 günde · Beğendi · 9/10 puan

Uzun zamandır inceleme yapmıyordum ama bu kitap hakkında birkaç kelam etmeden geçemeyeceğim.Tanıştırayım, harika bir İskender Pala klasiği olur kendileri.
Yazar, Fuzuli'nin eseri olan Leyla ile Mecnun kitabının gözünden bakmış dünyaya.İlk başta biraz garip geliyor bu durum tabii.Ama sonra çok güzel bir hal alıyor.
Divan edebiyatına gönül verenlerdenseniz eğer kesinlikle okumanız gereken ve kütüphanenizde bulunması gereken bir eser.Divan edebiyatının Pîrî, kalemine kuvvet,yüreğine sağlık.Sen hep yaz biz de hayran hayran okuyalım. :)

Gönül kuşum dağınık saçların arasında yuva kurdu ey sevgili! Artı nerde olursam olayım veya iki elim kanda da olsa gönlüm senin yanındadır.


Fuzuli

Ayrılık günü yüzüme perde çek ey kanlı gözyaşı! Ki gözüm o ay yüzlüden başka bir şey görmesin.

Fuzuli