Kitabı 10 dakika önce bitirdim ve hemen bir inceleme yapmak için hesap oluşturdum.. Bayıldım.
Sezo’yu yıllardır takip ediyorum ve çok seviyorum. Kitap çıkarması, hele böyle harika bir kitap çıkarması beni nasıl gururlandırdı anlatamam. Sanki en yakın arkadaşlarımdan biri böyle büyük bir iş başarmış gibi hissettim, Sezin eminim ki çoğu insana böyle bir his veriyor. Eğer buralarda bu yorumuma denk gelirsen seni seviyorum Sezom başarıların daim olsun<3
Yoruma gelecek olursam, aşağısı spoiler dolu:)
Müphem’i ilk öğrendiğim andan itibaren şunu düşündüm, “ böyle bir yer gerçekten var mıdır? varsa bulup gidebilir miyim?” Ama bu düşüncem tabii ki 15. bölümü okuyana kadardı.. Resmen büyük bir şok. Hele ki Barlas’ı bu kadar sevmişken. Leyla’ya gönülden bağlanmış olduğunu düşünmüştüm, bunca zaman ona kendi kaderini oluşturma şansı veriyoruz bahanesi adı altında yalanlar söylemesi kalbimi çok kırdı. Yaptığı kesinlikle iyilik değil, bu kadar konuyla alakalı bilgi sahibiyse zaten sonunda ne olacağını biliyordu, tamamen maddi amaçlarla bunu yaptıysalar çok üzücü. Leyla kalbinde hem en yakın arkadaşını kaybetmenin, hem imkansız aşkının hem de kardeşinin ölümüne sebep oluşunun üzüntüsüyle gitti. Bu arada Yağmur gibi tatlı bir kızın nasıl göz göre harcandığından bahsetmiyorum bile.
Atlas’a gelecek olursak, katil olduğunu çook önceden anlamıştım, o benim için hiç şaşırtıcı olmadı. AMAAA kitabın son cümlesi beni yerlere yatırdı. Şoktan. Ciddi şoktan. Baygınlık geçirdim. Bu kadarını beklemezdim. Leylaya hisleri samimi değil kesinlikle, en ufak bir şey hissetse her şeyi açıklar onu bu alicengiz oyunlarının içinden alır gerekirse beraber Müphem’e oyun oynar parayı alır ve Amerikaya giderlerdi. Tabii kardeşinin katiliyle olması ne kadar etik olurdu, öğrenir miydi olaylar nasıl gelişirdi