Heykeltraş eserinin ağırlığı kadardır. Kili nasıl yoğuracağının bilmemesinin önemi yoktur.Bir parmak darbesinden ötekine, bir hatadan öbürüne, bir çelişkiden öbürüne; kilin yardımıyla dümdüz yürür yaratacağı şeye doğru.Ne zeka ne de yargıdır yaratıcılar. Heykeltraş yalnızca bilimden ve zekadan ibaretse ellerinde deha yoktur.
Zekanın rolü konusunda uzun zamandır yanılıyorduk. İnsan oğlunun özünü gözardı ediyorduk. Aşağılık ruhlardaki ustalığın asıl zafer dolu Sonuçlara, bencilliğin özverili bir ruha, kalplerdeki kuruluğun söylev rüzgârları sayesinde kardeşliğe veya sevgiye dönüşeceğini Sandık. Varlığı gözardı ettik. Sedir tohumu, iyi de olsa kötü de olsa, sedir ağacı olacaktır. Böğürtlen tohumu Böğürtlene dönüşecektir. İnsanı, kararlarını haklı çıkaran formülleri üzerinden yargılamaya karşı çıkıyorum.Laflardaki özen de, hareketlerdeki yön de kolayca yanıltıcı olabiliyor. Evine doğru yürüyen bir kişinin, kavgaya doğru mu yoksa aşka doğru mu ilerlediğini bilemem. Şöyle derim: “nasıl bir insandır o?” Ancak o zaman hangi tarafın ağır bastığını veya nereye gittiğini bilebilirim. Sonunda her zaman ağır basan tarafa gideriz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu sabah parça parça edilmiş bir Ordudan ve dağınık bir kalabalıktan başka bir şey yoktu. Ama eğer ki o dağınık kalabalığı birbirine kenetleyen bir inanç varsa, o kalabalık dağınık olmaktan çıkar. Şantiyede kaybolmuş, görünüşte dağılmış olan Taşlar yalnızca onu gören mimarın gözünde bir katedrale dönüşür. Kumun arasına tohum karışmışsa o topraktan korkma. Tohum FİLİZLENİRken o toprağı silkeleyecektir.
Düşüncenin kapılarını aralamış kişi bir tohum olmuştur. Bir hakikati keşfeden kişi bunu başkalarına da göstermek için onların kollarını çekiştirir.Bir şey bulan kişi hemen duyurur buluşunu. O içindeki sakin inancı yayacaktır zaten çevresine.
Zaferin ilkelerini daha iyi görebiliyorum; kurulmuş bir katedralde kayyumculuk veya Sandalyecilik görevine razı gelen adam en başından yenilmiştir. Ama kalbinde bir katedral inşa etmek olan kişi zaten galiptir. Zafer aşkım meyvesidir. Yorulacak mizacı yalnızca aşk bilir. Yalnızca aşk zafere doğru ilerler. Yalnızca aşkın hizmetinde iken zekanın bir değeri vardır.
Bozgun... Zafer... Bu formülleri kullanmayı beceremiyorum. Yücelten zaferler de vardır, yozlaştıran zaferler de. Öldüren bozgunlar da vardır dirilten bozgunlar da. Hayat durumlarla değil adımlarla ifade edilir. Şüp- he etmediğim tek zafer tohumun gücünde saklı olandır. Kara topraklara boylu boyunca serpilen çoktan muzafferdir. Buğdaya dönüştüğündeki zaferine tanik olmak için zamanın geçmesi gerekir.
Buğday yarın değişecek. Buğday yalnızca dünyevi bir besin değildir. İnsan beslemek hayvan semirtmek değildir. Bir ekmek ne çok rol oynar! Bölünen bir ekmek sayesinde insanları birleştiren bir araç olarak görürüz ekmeği. O ekmeği kazanmak için dökülen alınteriyle, çalışmanın büyüklüğünü tanıdık biz. Sefilik günlerinde dağıtılan o ekmek sayesinde ekmeğin nasıl bir merhamet aracı olduğunu gördük. Paylaşılan bir ekmeğin yerini hiçbir şey tutamaz. Işte bu besinin, bugday tarlalarında doğan bu ruhani ekmeğin gücü şimdi tehikede. Yarın belki de çiftçim aynı tanıdık dinle servis etmeyecek bu ekmeği. Ekmek yarın belki de beslemeyecek gözlerimizdeki ışıltıyı. Gaz lambasının gazı gibidir ekmek. Gazdır ışığı var eden.