Erkek, eşinin yaşlandığını görüyor, ama kendininkini görmüyor. Çünkü ona göre onun bir bedeni yok. "Erkeklerin bedeni yoktur." Bu, Virginie Despentes'e ait olan ve bence hafife alınmaması gereken bir cümle. Ekonomi alanında, siyasette, aşk ve aile ilişkilerinde ve dahi sanat ve edebiyat üretiminde hakim bir konumda olmak erkeklere mutlak özne olmayı sağlarken kadınlar mutlak obje oluyorlar.
Annelik hikayesinin hiçbir yönü beni cezbetmedi, ne hamilelik ne doğum ne bebeği besleme düzeni, ne bebekle ilgilenmek ne de onu eğitmek. Anneliği reddettiğimi düşünmüyorum çünkü bu benimle bağdaşmıyor zaten. Çocuksuz kalarak doğal gereklerimi tamamlamış oluyorum.
Çocuk yapmaya karşı tutumum beni yaşadığım toplumda neredeyse utanç verici şekilde istisnai bir konuma yerleştiriyor. Bana göre herkes kendi istediği gibi düşünebilir. Tek anlamadığım, benim görüşümün neden bu kadar az kabul gördüğü ve neden tartışmaya kapalı olan fikir birliğine göre, çocuk yapmanın herkes için bir başarı kıstası olarak görüldüğüdür.
Adrienne Rich, "Toplum ataerkil düzenin çerçevesini çizdiği anneliğe uygulanan kurumsal şiddeti itiraf etmektense, sadece üzerindeki baskı yüzünden psikopatolojik şiddet uygulamaya başlayan kadınları suçlu buluyor.