İnsanlar tuhaftır. Ilık bir kahve, yavaş bir şoför, geciken bir tren yüzünden kendilerini kaybederler. Ama yılların akıp gittiği, çürümeye bıraktıkları hayallerin olduğu büyük meselelere gelince, neredeyse hiç irkilmezler.
Belki de küçük şeylere öfkelenmek, içlerini güvenli bir yerde dökmek daha kolaydır. Peki ya alternatif ne? Asıl problemin trenin gecikmesi olmadığını kabul etmek mi? O trende olmak bile istemediğinizi, tamamen yanlış yöne gittiğinizi fark etmek mi?
Çünkü gerçek bu, değil mi? Çoğumuz küçük şeylere öfkelenmekle o kadar meşgulüz ki, doğru yolda olmadığımızı bile fark etmiyoruz.