"En güçlü ışık, kırıldığın yerden sızar."
rıldım. Ama kimse fark etmedi.
Hayat, sadece acılarla değil, yorgunlukla da kırar insamı. Ben de kı-
Bir gün... tam olarak hangisiydi hatrlamıyorum. Ama kalbinden bir ses yükseldi: "Yeter artık."
Bazen sabahları uyanmak istemiyordum. Her gün çalışmak, taşı-mak, susmak, gülmek, anlamak... ama bir kez bile anlaşılmamak
En çok bu yordu beni.
O an, ilk kez hayatın omzuma bıraktığı yükün altında ezildiğimi his-settim.
Çocukken yaşadığım istismar, yıllarca susmak zorunda kalışım, okuldan atılışım, babamın yokluğu, amcamın evindeki sessiz işçi-lik... Hepsi birleşti ve bir dağ gibi çöktü üzerime.
Ve ben... o dağın altından çıkmak için yola çıktım. Antakya'dan İskenderun'a. Yeni bir hayata.
Bu kaçış değil, yeniden doğuştu aslında. Çünkü içimdeki çocuk hâlâ yaşıyordu. Ve kulağıma fısıldıyordu:
"Dayan... Birlikte çıkacağız buradan."